Çay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Şubat 2014 Pazar

Baylan


Geçtiğimiz senelerde tanıştığım, tarihi bir pastane var karşımızda; Baylan..

Filip Lenas'ın 1919'da Arnavutluk'tan İstanbul'a göç etmesiyle Baylan Pastaneleri'nin hikayesi baslar.. Öncelerde başka şubeleri açılmış olsa da şuan var olan en eski mekanı Kadıköy'de.. 2010 yılında Bebek'te açtıkları şube de ayrıca restaurant olarak hizmete devam etmektedir. (Kadıköy'deki o tarihi tat Bebek'te yok :) )

Taksim'in meşhur İnci Pastanesi gibi bir tadı var... Kullanılan tabaklar bile eskileri anımsatıyor hemen.. Tam benlik :)

Baylan'ı bilenler varsa akıllara hemen "Kup Griye" gelmiştir. :)

Baylan'ın klasiklerinden birisidir; Kup Griye...

Akıllarda kalması sanki biraz zor. "Kupkuru ye" , "Gırgıriye" diye hatırlayan arkadaşlarım vardı :)

Karamel, badem, krokan, dondurma, krem şanti ile servis edilen enfes bir tat... Klasik tatlıların hemen hemen hepsi çok iyi ama. Eğer ilk gidenlerdenseniz ve karamel-krokan severseniz "Kup Griye" yemeden dönmeyin derim :)


 Baylan'ın tarihi



Kup Griye

25 Aralık 2013 Çarşamba

Bir gün, Bir çay, Bir kahve...

Arkadaşımızın mutlu günü için tatlı telaşımız vardı.. :) Bu yüzden de malum adres Eminönü'nde soluğu aldık...

Marmarayı ilk defa kullanarak, Sirkeci'ye geçtik. Sirkeci-Eminönü arasında yürürken göz ucuyla bir cafe dikkatimi çekti, içerisi güzeldi sanki.. Kapıya atılan iki masayı görünce hıımmm benlik değil dedim. Sevmiyorum dip dibe yoldan geçenlere bakarak yemek yemeyi, bir şeyler içmeyi.

Kumaşlar, süslemeler, soğuk hava, sıcak dostlar, keyifler yerinde.. :)

Eminönü'ne gidip de Mahmutpaşa'ya çıkmamak, e o kadar gitmişken Kapalı Çarşı'ya da uğramamak olmazdı..

Kaç kere gitmişimdir Kapalı Çarşı'ya... Ama hep bir yoğunluk, hep bir koşturmaca. Bu sefer biraz soluklanalım dedik. Diyetisyen arkadaşımızın tavsiyesi ile "Tarçınlı Çay" içtik. E ne var bunda demeyin.

 

Tarih kokan bir mekandasınız. Çarşı'nın sokaklarında gezerken, buralarda neler yaşanmış diyor insan. Takı sokaklarında gezerken de, üst katlarda değerli taşları işleyen insanları düşündüm hep.

Böyle bir ortamda, bakır tepsilerin içinde, daha önce koşturmaktan fark etmediğiniz değişik bir tadı yakalıyorsunuz.. :)

Daha sonra Eminönün'e kalan işlerimiz için geri döndük. Yemekten sonra bir yorgunluk kahvesi içelim dedi arkadaşlar.. 

Eminönü'nün girişinde dikkatimi çeken cafeye gittik :)  Brew Caffe Works..

Cape Town'lu bir garson karşılıyor bizi güler yüzüyle.. Muhteşem kahveleri o hazırlıyor.

 

Mekan, dekorasyon, kahveler, fiyatlar.. Gayet iyi. Belli bir tarzı yok gibi.

Eski ile yeni, doğu ile batı arası bir mekan.

Lattesini denedim. Gayet iyi.. (Su bardağında gelmesinin dışında :) )
 
Arkadaşımdan aldığım bilgilere göre diğer kahveleri de oldukça başarılıymış.. Ve tiramisu da ...
 




Eminönü'ne gittiğinizde bir uğrayın derim. Ya da sadece görmek ve kahvelerini denemek için de gidebilirsiniz.. :)