Neredeydik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Neredeydik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Haziran 2015 Salı

Neredeydik.... Alaçatı'da

Merhaba...

Uzun bir ara oldu kabul..

Hayatı çok hızlı yaşıyorum şu sıralar. Kısacık bir zaman dilimine sözler, nişanlar, düğünler sığdırdık.

Blogum da bu yoğunluktan nasibini alamadı. Bir türlü oturup günlüğüme notlar düşemedim..

Bu sırada ertelenmiş bir geziyi de ramazan öncesinde gerçekleştirebildik çok şükür..

Geçtiğimiz yıllarda Cundaya gitmiştim. Tadı damağımda kalmıştı. Üzerine bir de Alaçatı yaparsak Ege tadından yenmez diye düşünüyordum..

Butik bir otel tercihim, her zaman için 5 yıldızlı otellerin önüne geçmiştir. Samimi geliyor bana..

İnternetten epeyce araştırdım. Alaçatı da bir çok otel birbirine benziyor aslında tipik ege evleri gibi düşünebiliriz.

Ama içlerinden birisi daha sıcak gelmişti bana; "Deniz Kabuğu" Otel


Bursa - İzmir arası keyifle süren yolcuğumuzun ardından otelimize ulaştık. Sanki biraz Alaçatı'nın dışı gibi diye iç geçirdim sanki önceden çok gelmişim gibi :) İyi ki de öyleymiş.. Alaçatı'nın yorucu gecelerinden uzakta dinlenebilmek için süper bir tercih. 2 dakika gibi bir mesafe var arada..

Sıcacık bahçesi önce karşıladı bizi. Rüzgarın esintisi uçuşan kapının perdesinden girdik içeri. Eşim işlemleri tamamlarken ben oteli inceliyordum.

Burada gördüğüm her detay, internette gördüğüm fotoğrafların aynısıydı..

Hele odamız.. Bu kadar sade ve huzur veren bir oda. Perdesi, sehpası, dolabı... İyi ki iyi ki diye diye dolaştım etrafta..

Her butik otelde olduğu gibi burada da kahvaltı var 5 çayı ikramı var.. Otelin işletmecilerinden Fatma Hanım yakından ilgilendi bizlerle. 6 odası var otelin herkesle birebir ilgileniyor.. Akrabalarımızı ziyarete gitmişiz gibiydik. Yine gitsem yine aynı otelde kalırım sanırım.

Fatma Hanım sağ olsun etrafta gezilecek neresi varsa bizi bilgilendirdi.

Akşam üstü Alaçatı sokaklarındaydık. Alkolsüz mekan bulmamızın zor olduğunu herkesten dinledik.

Ama tevafuk o gün daha açılışı olan 'Badem Mantı' da yedik yemeğimizi.

Bir diğer yemek tavsiyem "Kumrucu Hikmet".. Görevliye alkol satışı olup olmadığını sorduğumda, yüzüme çaresiz bakıp;

-maalesef hanımefendi... demesini unutamam herhalde :)

"Dondurmacı Veli", "İmren Pastanesi" diğer tavsiyelerim..

Çeşmeye de uğradık aslında ama Alaçatı kadar çekiciliği yok bana göre.


Alaçatı gidecekseniz eğer "Deniz Kabuğu" otelde kalın derim. Alaçatı'nın sokaklarında keyif yapın, antikacılara uğrayın, hediyelik eşya dükkanlarında bir göz gezdirin. Gece otelinize döndüğünüzde bahçede çıplak ayak yürüyerek yorgunluğunuzu atın, sabah kahvaltının tadına varın, Fatma Hanım'ın özenle hazırladığı reçellerden satın alıp dostlarınıza ikram edin..

Not: Nisan-Mayıs ve Eylül-Ekim en ideal zaman diye düşünüyorum..


Sağlıcakla kalın... :)








14 Temmuz 2014 Pazartesi

Böyle bir an

Her köşesinde binler yaşanmışlığın olduğu yer..
Memlektim diyeceğim ama çok mu eğreti durdu bende..
Ben değil ama annemler babamlar yaşamış ya, ucundan bucağından birşeyler dokunuyor bana buradan...

Son günlerde anneme çokça teklif ettiğim yerdeyim..
Eski köy evimizi biraz onarıp, yaz kış sobanın yandığı, en yakın bakkalın 5 km uzakta olduğu, bahçesine ekip biçtiğimiz sebze meyveyi yediğimiz, yatsıdan sonra herkesin uykuya daldığı, gündüzleri  kitap okuyarak geçireceğimiz bir hayat...

Hayal gibi geliyor ama şuan tam da o vaziyetteyim..

Bloguma önceden yazdığım bir yazıyı eklemedim hiç, hep oturduğum anda yazıp yayınladığım yazılarla dolu.. Ama şuan burada internet yok, telefonu elimize alıp köşe köşe gezip bulmaya çalışıyorum bazen.. Sonra da vazgeçip anı yaşıyorum..

Birbiri ardına sıralı dağlar arasından yaklaşan dumanlara bakıyorum.. Dumanların hafifçe dağılmasıyla beliren köylere...

Navigasyon ile bulanamayacak bir yerdeyim...  Köylerimiz daha da aşağıda aslında, buradan yukarı ev olmaz desek de daha da yukarıdayım.. Yayla ile köyler arasında.. Sesimin yankı yankı uzadığı topraklarda..

İlkokulda çizdiğimiz o klasik resim burada sanki; iki katlı ev, yanından dere akıyor, dağların arasından güneş yüzünü az gösteriyor.. Buna bir de bol yeşillik, ekili çaylar, mısırlar, fındık bahçeleri ekleyelim... Beline keşan bağlamış, sırtına sepeti çokça doldurmuş bir kadın yapalım, yüzüne yaşanmışlıkların çizgilerini eklesek " ey kizum sen neredensun" dediğini düşünsek, biraz yaklaşmış olursunuz bana.. Henüz, olduğumuz yerdeki kokuyu veren bir teknoloji yok.. O olmadan eksik tüm fotoğraflar, resimler...

13 Ocak 2014 Pazartesi

Neredeydik... Edirne'de

         Üniversite yılları ve sonrasında katıldığımız programlarla pekişen bir kardeş grubumuz var. Her biri birbirinden değerli.. Fırsat buldukça görüşmeye devam ediyoruz. Rabbim eksikliklerini de göstermesin.

Dün de, yeni evli arkadaşlarımıza ev ziyaretine gittik. Kahvaltı sonrası erken ayrılıp kendi işlerimize döneceğimizi düşüncesindeydik. Evin Hadımköy' de olmasından mıdır? Çabuk galeyana gelip harekete geçmemizden midir nedir bilinmez, kendimizi Edirne yolunda bulduk..

Ev sahiplerine kandil programınız var mı diye gayri ihtiyarı sormuştum bir gün öncesinden.. :) Ama böyle bir programı hiç kimse düşünmemişti.

Birkaç dakika içinde alınan karar sonrası yoldaydık. Yer yer sislerin hakim olduğu yolda " -ne yapıyoruz, - nereye gidiyoruz, - iyi ki gidiyoruz, - dur bakalım ne olacak" gibi düşünceler gidip geliyordu akıllara.

Geç çıkmamıza rağmen yatsı namazının bitimine ve duaya yetişmiş olduk... İçimizde Edirne'ye ilk kez gelenler de vardı. Selimiye'nin o manevi havası hepimizi etkilemişti.




Dua ve ibadetlerin ardından, Edirne'de tava ciğeri yemeden dönmek de olmazdı. Cami cemaatinin de yardımıyla bu işi en iyi yapan yerlerin birinde soluğu aldık. Ciğer sevmememe rağmen "- e gelmişken ciğer yenir" muhabbetinden ayrı duramazdım.. Gayet de güzel tadı vardı.


Dönüş yolunda hepimizin düşüncesi hemen hemen aynıydı.. 
Edirne'ye gezi ayarlasak gerçekleşmesi daha zordu. Bu kadar keyif ve tat verir miydi o da belirsiz..

Güzel günümüz için arkadaşlarıma sonsuz teşekkürler :)

4 Kasım 2013 Pazartesi

Neredeydik... Balıkesir'de...

    Uzun zamandır üzerinde konuştuğumuz ama gidemediğim yere, Balıkesir'e gittim.. İyi ki de gitmişim... Meğer ne güzelliklerden mahrum kalmış gözlerim..
Yazdan kalma günler de üzerine ayrı bir tat kattı...

Denizi, kumu, zeytinleri meşhur biliyordum ama yine de giderken arkadaşıma sordum Balıkesir'in nesi meşhur.. 3 K dedi;
Kızı,
Kedisi,
Kolonyası.

Hadi başlayalım gezimize... Tarihi bilgiler, müzeler gibi klasiklerimiz yok ;)
  • Ören ; tam bir yazlık beldesi.. Plajı, gün batımı muhteşem.. Sahilin hemen üzerindeki sıralı banklar gençlerin geceyi seyirle- sohbetle geçirmesi için planlanmış adeta..

  • Ören'in şöyle güzel bir noktası daha var.. Bu resimdeki yer denizden bakıldığı zaman sadece ağaçlık bir alan olarak gözüküyor. Evler belli olmuyor. Bu yüzden buraya "Saklı Cennet" diyorlar.. 


  • Edremit'e gidin mesela.. Körfezi gezin. Oradan Güre'ye bağlı Çamlıbel Köyüne çıkın.. Köyün sokaklarında gezinin.. A bir de "Köyün Delisi" var ona da uğrayın mutlaka.. El ürünleri otantik küçük bir hediyelik eşya dükkanı.. İsmi gibi eşyaları da marjinal.. 
  • Çamlıbel'den inerken sağdaki çay bahçelerinde, çayınızla körfezi seyredebilirsiniz.

  • Ve Cunda, Ayvalık.. Burası için kelimeler yok.. Küçük bir evin olsun ve gez dur sokaklarda.. Otur tepede bir yerde. Hayran kaldım. O adaları, sokaklar, mandalina bahçeleri, eski evleri..



  • Taş kahve zaten meşhur.. Ama köşedeki pastaneden mutlaka bademli, tereyağlı kurabiyelerden alın ve yiyin. Enfes bir tat.









  • Cunda'ya yakın Sarımsaklı' da şeytan sofrası diye bir tepe var.. İsminin şeytana bağlanmasına sebep, kayanın üzerindeki ayak izinin şeytana ait olduğu söylendiğinden..

  • Manzarası, havası insanı etkileyecek şekilde. Balıkesir'e gittiğinizde buraya çıkmadan dönmeyin derim ben.



  • En son 7 yaşındayken balık tutmuştum sanırım. O zamandan bu zamana kadar neden tutmamışım anlamış değilim. Küçük bir tekne ile çarşaf gibi bir denizde, balıkçı motorlarının sesleri arasında balık tutmak gibisi yokmuş...
Her şey çok güzeldi. Tadı damağımda kaldı.. Siz de gidin küçük İzmir Ayvalığı. Burhaniye'yi, Edremit'i, Akçay'ı bir ziyaret edin... İyi eğlenceler :)

1 Kasım 2011 Salı

Neredeydik... Birleşik Arap Emirlikleri'nde...


Birleşik Arap Emirlikleri’ni hepimiz zengin ve lüks ülke olarak biliriz. Evet öyle de. Ama ülke bu zamana kolay gelmedi; ilk zamanlar yardıma muhtaç bir haldeydi. Uzun bir süre İngiliz sömürgesinde kaldı. 1971 yılında İngiliz sömürgesinden kurtularak bağımsızlığını ilan eden ülkenin kurucusu Şeyh Zayed bin Sultan Al Nahyan 'dır. 1971-2004  yılları arasında iktidarda kalmıştır. Şuanda ülkeyi oğlu yönetmektedir. Şeyh Zayed'in emirlik halkının yaşamlarında yeri oldukça büyük. İngiliz sömürgesi ile geri kalan ülkeyi yeniden hayata döndürmüş, ülkenin bugün ki refahı onun sayesinde olmuştur. Petrolün bulunması, sanayinin önünün  açılması, eğitim, sağlık ... Kısacası bir ülkeyi yeniden kurmuştur. Ülkenin her yerinde onun resimlerini görmek mümkün. Altında sevgi ve rahmet cümleleri ile. Emirlik halkı sevgilerinin bir başka göstergesi olarak Şeyh Zayed Cami’sini inşa ettiler. Birleşik Arap Emirlikleri'nde beni en çok etkileyen yapı kuşkusuz bu cami oldu. 40 bin kişinin aynı anda namaz kılabileceği dünyanın en büyük 3. camisi. Mimarisi mükemmel. Geniş bir alan üzerine inşa edilen caminin bahçesi büyük havuzlardan ve ağaçlardan oluşuyor. Avlusunda sıralanan kolonların ahenkli duruşu çok etkileyici. Uzun kapıları, oymalı mermerleri ile insanı büyülüyor. Caminin minber kısmındaki duvarı Esma-ul Hüsna ile süslenmesi görülmeye değer başka bir özelliği.

  BAE'nin bilinen bir diğer özelliği ise mimarisidir hiç şüphesiz. Pisa Kulesini andıran yamuk binaları, dünyanın en büyük otelleri, palmiye adaları vs. Çölün ortasını bu hale getirmek kolay olmasa gerek. 7 emirlikten oluşan BAE'nin iki büyük emirliğini gezebildim. Dubai ve Abu Dhabi.

Yaşam olarak Dubai çok kalabalık... Gece sokaklar hareketli. Güvenlik sorununun pek yaşanmadığı bu ülkede kazaların da gerçekleşmediğini düşünüyorum. Gözlemlediğim kadarı ile şoförler oldukça dikkatli araçlarının başında. Çok fazla polis arabasına rastlamadım. Ayrıca bu ülkede otobüs ile yolculukta yok. Sadece işçileri ve turistleri taşıyan otobüsler var. Durakları bile klimalı. Dünyanın en yüksek binası olan Burj Khlaifa ve 7 yıldızlı otel Burj Al Arab bu şehirde.

            Dubai’de görülmesi gereken yerlerden birisi hiç kuşkusuz Palmiye Adası’dır. Metro ile gitmeyi tercih etmeniz daha iyi olur. Muhteşem manzara daha güzel gözüküyor. Heybetli otellerinin yanı sıra ünlü restoranlar da bulunuyor. Mavinin her tonunun bulunduğu eşsiz sahilleri de turistlere cazip gelen bir başka özellik. Yamaç paraşütü, helikopter ile Dubai semalarında dolaşmak, develer ile sahil turu;  gözlemlediğim diğer aktiviteler. Eğer sıcaktan çok bunalırsınız 22,500 m2 alan üzerinde kurulmuş Ski Dubai’ye giderek kayak, teleferik gibi birçok aktivite ile serinleyebilirsiniz.

Ülkenin başkenti olan Abu Dhabi’de, Dubai’ye nazaran daha sakin bir yaşam hakim. Yollarda ve evlerin bahçelerinde ışıkların diziliş şekli gece güzel bir görsellik sunuyor. Lüks otellerin bulunduğu bu ülkede, dünyanın en lüks oteli olan Emirates Palace Abu Dhabi’de. 850.000 m² alan üzerine inşa edilmiş olan otel, 302 oda ve 92 suit, yüzme havuzları, spa merkezleri, kendine ait marina ve helikopter merkezi, otele ait özel plaj vs. bünyesinde barındırıyor. Otelin içerisinde gezmek serbest. Ayrıca içeride ufak bir müze de mevcut. Ülkenin simgesi de olan Şahin için Abu Dhabi’de donanımlı bir Şahin hastanesi kurulmuş. Buradaki en büyük eğlence merkezi Ferrari World Abu Dhabi. Gerek turistlerin gerekse yerel halkın büyük ilgi gösterdiği Ferrari World oldukça eğlenceli ve bol seçenekli bir dünya.

Genel gözlemlerimden biraz bahsetmek gerekirse;
·           Çöl ikliminin mevcut olduğu ülkede dışarıda gezmek oldukça zordur. Evlerin salonlarında en az 4 adet klima bulunmakta. Yıl içerisinde ülkede en düşük sıcaklık kış aylarında 18-20 ͦ . Sıcaklığın düşük olduğu bu aylarda özellikle gece sahilde yürüyüşler ve açık mekanlar tercih ediliyor.

·         Eğitim dili Arapça ve İngilizce. Üniversite de dahil olmak üzere bayanlar ve erkeklerin okulları ayrı. Aileler çocuklarının eğitimine önem vermekte.

·        Emirlik vatandaşlarını Holdinglerinin dışında çalışırken görmek neredeyse imkansız. Yönetici olarak çalışan grup genellikle Avrupa ülkelerindendir. Filipinliler, Pakistanlılar ve Hintliler işçi olarak bu ülkede çalışmakta.

·          Eğer bu ülkede ev sahibi olma gibi bir hayaliniz varsa bu imkansızdır. Emirlik vatandaşları evlerini satmıyor. Yeni yeni Dubai’de satışlara başlandı ama fiyatları çok yüksek. Aylık yerine yıllık kira geliri yaygın. Emirlik halkı yüksek binalar yerine geniş bahçeli villalarda yaşamayı tercih ediyor.

·      Oldukça misafirperver bir halk karşılıyor sizi. Konuşmaya başladıktan sonra hemen yanınızda sessizce kurulan uzun yemek masasında kendinizi buluyorsunuz. Hemen her mekanda arap kahvesi size ikram ediliyor.

·      Ülkede oldukça fazla ve büyük alış veriş merkezleri bulunmaktadır. Dünyaca ünlü markaların, elektronik ürünlerin fazlaca yaygın olduğu bu ülkede ucuzluktan bahsetmek oldukça güç gözüküyor. Alış veriş merkezlerinde dikkatimi çeken bir başka özellik ise yardım kutuları. Hemen her katta, her köşe başında büyük yardım kutularını dolu bir şekilde görmek mümkün.

·          Ülkeyi ağaçlandırmaya çalışmışlar. Palmiyelerin yanı sıra birçok ağaç çeşidini ve gün boyu ağaçlarla uğraşan bahçıvanları görmeniz mümkün.

·         Türkiye’yi sadece dizileri değil politik ve tarihi olarak da iyi tanıyorlar.

Safariden yelkenliye, alış verişten eğlenceye, tarihten kültüre birçok güzelliği bulabileceğiniz ülke BAE Türkiye’ye 4 saat uzaklıkta. Gezi öncesi size yardımcı olabilecek bir yazı olması ümidiyle iyi yolculuklar….

Emirates Palace
                                                    
          
Dubai Sahilden...
                                                  
         
Burj Khalifa
         
Abu Dhabi Marina ve Panaroma
                                             
         
Şeyh Zayed Camii


          
Abu Dhabi - İstanbul

 
                                    

15 Mayıs 2011 Pazar

Neredeydik... Cumalıkızık...

                 Uludağ eteklerinde yer alan 7 kızık köylerinden Cumalıkızık Köyü'nü duyanlarınız, ya da ziyaret edenleriniz vardır. Orhan Gazi'nin 7 oğluna kurduğu 7 Kızık köyü. Uludağ'ın kuzeyindeki dik etekler ile vadilerin arasında sıkışıp kalan yöre köylerine bu konumlarından dolayı ''kızık'' adı verilmiştir.
                Köyün bütün yolları arnavut kaldırımları ile kaplı. Dereden gelen su, karşılıklı evlerin arasında akmakta. Yazın çıplak ayak ile buz gibi suda gezmenin tadı bir başka. Birçok diziyede ev sahipliği yapan bu köyün evleri gerçekten çok güzel. Bursa evlerine hayran olan birisi olarak söylüyorum bunları. Halk misafirperver ve evlerini açabiliyorlar size. Zaten buradaki çoğu evin hanımları, evlerinin alt katını (genelde avlu olan) gözleme, şifalı otlar, marmelatlar vs. satışları için kullanıyorlar. Uludağ eteklerinde yer alan köyün havası, suyu çok temiz. Orada kalacağınız birkaç günde tavsiye edebileceğim en güzel şey yürüyüş olsa gerek. Bir de tamamen organik kahvaltı :)
               Kızık köylerinden dereye yakın olan köye "Derekızık" adı verilmiş. Geçtiğimiz yaz bir günümüzü bu köyü gezmeye ayırdık. Derenin yanına kurulmuş bir işletmede güzel bir kahvaltı yaptık. İşletmenin konukları için hazırlamış olduğu antika köşesi hala gözlerimin önünde. Çok çeşitli bir antika köşesi vardı. Bunun yanı sıra. Piknik yapılabilecek geniş bir alan, isteyenler için işletmenin sunduğu yemekler, oyun alanı, yürüyüş parkuru, derenin üzerine kurulmuş masalarda devam eden sohbetler.
Güneşin kendini hissettirmeye başladığı şu günlerde haftasonlarını değerlendirmek için güzel bir yer olduğunu düşündüğüm Cumalıkızık, tavsiyemdir sizlere. :)