Sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ağustos 2016 Pazar

Şşş! Kızlar Bağırmaz!

Sosyal medyada çokça paylaşılan bir evlenme teklifi sahnesi vardı... Kız elmayı ısırıyor ve içinden yüzük çıkıyor... Ay ne romantik.. Google amcaya bile sormuşlar "elmanın içinden yüzük çıkan film"...

Bu filmi izledim.. " Şşş! Kızlar Bağırmaz! "

Evet ... Böyle romantik (!) bir sahnesi var. Çok hoş da.. Ama film başka.. Film gerçekler...

Tecavüzcülerin idam edilmesinin gündemde olduğu bu günlerde, çocuk istismarını bir de iran gözüyle izleyin... Tavsiye ettiğim her İran filmi gibi yüreğe oturan cinsten..

Filmi izleyince, elmalı sahne hariç o kadar çok kare kalacak ki aklınızda... 

Bende kalan bir kare de ;



(Şirin'in oyuncağı... Çocukken korkuyla uyandığında, annesinden ninni isterdi.. Ninni ile uyumasına eşlik eden oyuncağı.. Hani hepimizin vardır ya.. Onlardan ya da o.. Şimdi hapiste. Kendisini en büyük suçlu gören annesinin çaresizlik sembolu..)



Filmden birkaç başlık çıkarmak gerekirse;

  • Bir insan düğününe saatler kala neden hiç tanımadığı birini öldürür ki?

  •  Filmde bir Şirin var... Diyor ki; ben yalnız değilim.. Benim gibi yaşayan ölü çok var.

  • Filmde bir avukat var... Diyor ki; Ruhların katilleri neden suçlu değil?

  • Her şeye rağmen aşka karşı duramayanlar..

  • Hayatın meşgalesinde unutulan çocuklar..

  • Suçu birbirlerine yükleyen anne babalar..

  • İtibar ve saygınlıktan yitirilen çocuklar...

  • Ve kısas.









13 Aralık 2015 Pazar

Bajrangi Bhaijan

Yeni bir film....

Bollywooddan vazgeçmiyoruz.

Yazıma gösterdiğiniz ilgiden oldukça memunum. Birçok geri dönüş aldım.

Şu sıralar çok izleyemesem de en son izlediğimi paylaşmak isterim sizlerle...

Bajrangi Bhaijan;

2015 yapımı filmde Selman Khan oynuyor. Ama sessizliği ile onun önüne geçen minik bir yıldız var filmde...

Pakistanlı küçük kız, Hindistan'da kaybolur. Ülkesine geri getirme işi Selman Khan'a düşüyor. Bu iş pek de kolay olmuyor çünkü küçük yıldızımız konuşamıyor..

Hindistan-Pakistan arası yolculuk macera, aksiyon, komedi, drama ile geçiyor. En saf, en doğal, en içten halleri ile gişe rekorları kıran bir film.


İyi insan, doğru insan, dürüst insan olmanın en güzel örnekleri var filmde. Selman Khan'ı çok naif bir rolde görüyoruz.

İzlerken - böyle bir kızım olsun ... Diyeceksiniz gibi geliyor bana öyle tatlı ki Munni kızımız :)

Benim en iyi bollywood listemde ön sıralara yükselmiş bir film. Sizin için de öyle olacak muhtemelen..


İyi seyirler dilerim efendim...









6 Mayıs 2014 Salı

Incendies


Şimdi izlediğim bir filmi, hemen, sıcağı sıcağına, etkisi üstümden geçmeden paylaşmak istedim.

Birilerine söylemem gerekiyormuş gibi hissediyorum. İzlemeyen kalmasın.

Incendies.. İçimdeki Yangın - Yüreğimdeki Yangın olarak çevrilmiş Türkçeye.

Aynen de öyle.. Film bitince, ancak böyle bir isim özetleyebilirdi bu filmi dedim..



Kanada'da yaşayan ikiz kardeşlerin anneleri vefat eder. Annelerinin vasiyetini öğrenmek üzere, notere giderler. Vasiyette anneleri, bu zamana kadar hiç bahsetmediği babalarını bulmalarını ister. Böylece kardeşlerin yolu Lübnan'a uzanır. Savaşa uzanır, işkenceye uzanır..

Her filmde bir şeyler tahmin ederiz. Senaryodan az çok anlar, akıl yürütürüz.
Bu filmde böyle bir şey yok. Ezber bozan bir film.

1+1=1 ettiği bir film. (Ne demek istediğimi izleyince anlayacaksınız.)

Her sahne, her bölüm çok kaliteli. Birçok ülkedeki festivalden aldığı ödüllerle de kanıtlıyor kalitesini.

Bir filme dram diyeceksem eğer, bu filmle kıyaslamam gerekecektir herhalde. Öyle bir etkisi var bende.



1+1 sahnesi ve mektubun her kelimesi diyerek filme yönlendiriyorum sizi.

Uyarayım!  Etkisinden uzun süre kurtulamayacağınız, psikolojik çöküntülere de yol açacak bir senaryo.

Tavsiye üzerine izlenmiş ve şimdi tavsiye edilen bir film.


12 Nisan 2014 Cumartesi

İngiliz Dönem Filmleri


Bir sinema kuşağı ile yine karşınızdayım...

Bu seferki dönem filmleri...

İzlediklerimden en güzelleri ile ;

  • Pride and Prejudice (Aşk ve Gurur)
Janu Austen'nin meşhur kitabı 2005'te sinemaya aktarıldı. O zamanlar 20 yaşında olan 'Keira Knightley' güçlü, başına buyruk, kendinden oldukça emin; Elizabeth rolüyle unutulmazlara yazdırıyor adını. Aşkın en büyük düşmanı olan 'Gurur'un prensi ise Darcy...






18. yüzyılın İngiltere'sinde,
5 kızını evlendirmek için damat arayan bir anne,
Birbirinden farklı 5 kız kardeş,
Dönemin kıyafetleri, 
İrlanda'nın muhteşem doğası, 
Ön yargının eriyip aşka dönüşmesi,

Kaç kere izlediğimi ben de hatırlamıyorum aslında. Henüz repliklerini ezbere bilenler grubuna giremediğimi söyleyebilirim :)






  • Becoming Jane (2007)
Filmin adı Türkçe'ye 'Aşkın Kitabı' olarak çevrilmiş.
Aşk ve Gurur'un yazarı Austen, bu filmde, 20li yaşlarda Tom Lefroy ile aralarındaki aşkı anlatıyor. Yani kendisini...


Aynı dönem ve aynı yazara ait olmasından olsa gerek Aşk ve Gurur ile benzer yönleri oldukça fazla. 
Tam bir İngiliz havası var,
Aksanları, 
Ailelerin birbirlerine karşı tutumları,
İngiliz asaleti, 
Dönemde, genç kızların zengin bir eş ile evlenmelerinden başka bir değer ölçütlerinin olmamasının vurgusu...

Bir solukta izleyeceğiniz, yer yer ağlayacağınız, İrlanda-Londra arası , o dönemde olmak isteyeceğiniz, aşkı daha bir saf haliyle bulacağınız bir film.



  • Atonement (Kefaret - 2007) 



Aşk ve Gurur'un başrolu  Keira Knightley ile Aşkın Kitabı'nın başrolu James Mcavoy bu filmde bir araya geliyor.

Yine bir romanın filme uyarlanmasında 2. Dünya Savaşı dönemi işleniyor.
Birbirlerine aşık olan Cecilla ve evin hizmetlisinin oğlu Rabbie..
Bu aşkı uzaktan izleyen Cecilla'nın 13 yaşındaki kız kardeşi, yaşanan aşkı çok farklı bir zemine oturtur.. Şahit olduğu bir olayı çok değişik bir şekilde anlatarak iki aşığın hayatını mahveder.







  • Bright Star (Parlayan Yıldız - 2009)
25 yıllık ömrünü 3 şiir kitabına sığdıran Şair John Keats 'ın komşu kızlara Fanny ile olan aşkı...

Şiirden hiç anlamayan, tasarlayıp diktiği kıyafetler ile gururlanan Fanny, 
Yazdığı şiirlerin değeri bilinmeyen John Keats'in yolları aşkta birleşir..









Şiirlerin yeni ilhamı Fanny'dir.
Hüzün, şiir, muhteşem doğa... 
Hayran kalacağınız bir film daha..

Fanny'nin oyuncluğu.. (Ölüm haberi geldiğindeki oyunculuğu en etkilendiğim sahnelerden..)







  • Jane Eyre (2011)
Küçük yaşta hem öksüz hem de yetim kalan Jane, dayısı ile yaşamaktadır.
Dayısı da ölünce artık Jane, yengesi için tahammülsüz bir hale gelir. Onu yatılı bir okula verirler.


Bir yatılı okulda, İngiliz disiplininde yetişen Jane, öğretmen olarak mezun olur. Mürebbiyelik yaptığı evde çok sevilmesine rağmen olaylar ve gizemler peşini bırakmaz..

Aşkın olduğu tüm İngiliz filmlerinde olduğu gibi hüzün de başrolde. Diğerlerinden farklı olarak acı biraz daha yoğun..





Dönem filmlerini, dizilerini , dönemin kendisini, eskileri seviyorum.

1800lere uzanıyorum.. Çok çok zorlasam 1960lara kadar gelebiliyorum. :)

O zaman dilimine aitmişim gibi geliyor bana.. 

Seviyorum, paylaşıyorum..

Bu filmleri de blogumun arşivine ekleyiverdim. 




İrlanda'dan birkaç kare..

Belki bir gün kendi objektifimden de paylaştığım olur.. Kim bilir..

İyi seyirler efendim.. 

8 Şubat 2014 Cumartesi

Bollywood


Biraz zor oldu ama bu zamana kadar izlediklerimin birçoğunu bir araya getirdim. :)

Birkaç sene öncesine kadar Hint filmlerini saçma bulan kişilerden biriydim. Ama bizim Türk filmlerinden sonra daha bir sever oldum :)

Hemen hemen hepimiz Hintlililerin meşhur Avare filminin (1951) Awara Hoon şarkısının sadece bu iki kelimesi dahi olsa biliriz :)

Canım sıkıldıkça vakit buldukça uzun da olsa izliyorum. Ortalama 2 saat gibi bir uzunlukta film çekiliyor. Emek oldukça büyük...

Dansları da alay konusuydu :) komik hareketleri olsa da gayet başarılı, onca kişi aynı anda renkli elbiseler ve renkli tozlar arasında :) Konuşurken bile kafaları oynuyor :)

Konuşmaları, tartışmaları, çabucak aşık olmaları :) aşkın peşinden gitmeleri, macera dolu tren yolcukları, çok çeşitli etnik kökenleri ile seviyorum hintlileri :)

Karşınızda tavsiye filmlerim;

  • Slumdog Millionaire (2008)
Milyoner :)) Yazarken bile mutlu oluyorum..
Tamam hepimiz izledik ben de izledim kaç kere. İlk Hint filmim buydu. Sinemada izlemiştim. Sonra yine izledim, baktım TRT yayınlıyor yine izledim. Sonra yine izledim. :)

İzlemeyenler için; Başroldeki Malik, çağrı merkezinde çalışan bir çaycıdır. Milyoner'e katılır. Her soru onu geçmişine götürür. Milyonere tek aşkı için katılmıştır. Latika...

  • My Name is Khan (2010)
Milyonerden sonra izlediğim hint filmi. Shahrukhan'ı gerçekten Asperger hastası sandığım doğrudur. Öyle de muhteşem bir oyunculuğu vardı.

Başöğretmeni annesinin ölümüyle Abd'de yaşayan kardeşinin yanına gider Rızvan Khan .(Khan derken dikkat edin lütfen boğazdan söyleniyor. Eğer söyleyemediyseniz filmde Rızvan size öğretecektir emin olun:) )

Abisinin yanında çalışmaya başlayan Rizvan, Mandira'ya (Kajol) aşık olur ve onunla evlenir. 11 Eylül saldırılarından sonra, Mandira'nın oğlu faşist bir saldırı sonucu ölür. Ve Rızvan'ın asıl hikayesi başlar.

En sevdiklerim : Düğün müziği, evlenme teklifi ettiği sahne, balonlar :)

  • Jab Tak Hai Jaan (2012)
Başrollerinde Shahrukh Khan, Katharine Raif, Anushka Sharma oynuyor. Londra'da başlayan bir aşk hikayesi. Bana çok saçma gelen bir sebepten dolayı başroldeki kız esas oğlandan ayrılmak istiyor. Esas oğlan Samar bu üzüntüyle Hindistan'a geri döner. Artık yaşam onun içinde çok da önemli değildir, bu yüzden mesleği; bomba imha uzmanlığıdır. Samar'ı gözüne kestiren bir belgeselci, onun hikayesinin peşine gider.. Rota yine Londra'ya döner.

Filmin müziklerinden "Challa" en sevdiğim :) "Jiya Re" de güzel :)

  • Rab Ne Bana Di Jodi (2008)
Shahrukh Khan bir diğer filmi: "Bu Çifti Rab Birleştirdi".
Bu filmde kendisini iki farklı rolde görüyoruz. Taani rolüyle Anushka Sharma ona eşlik ediyor. Anushka Sharma'nın ilk sinema filmi.
Taani, düğün günü eşini kaybeder. Aşka inancı kalmayan Taani, sıradan memur olan Surinder ile evlenir. Surinder, Taani'ye aşıktır, Taani ise Surinder'i farketmez bile. Shahrukh Khan'ın canlandırdığı diğer karakter Raj ise, Taani'yi yeniden aşka inandırır.

Filmde bollywood'un ünlü isimlerini konuk olarak göreceğiz.
En sevdiğim sahne; Motorbisiklet ile diğer dans grubuyla kapıştıkları sahne :) Partner diye seslenmesi :)
Bu filmdeki favori şarkım ise;  Tujh Mein Rab Dikhta Hai..

  • Veer & Zaara (2004)
Shahrukh Khan ve Prety Zinta başrol olduğu filmde acı bir aşk hikayesi, hasret, umut ve bekleyiş var. Birinin Pakistanlı diğerinin Hindistanlı olduğu aşkta, 22 yıl haksız yere hapis yatan Veer bekleyen bir Zaara var.

Prety Zint'yı farklı bir rolde izlemek isterseniz 2013 yapımlı Iskhq in Paris filmine de bakabilirsiniz.

  • Chennai Express (2013)
Shahrukh Khan ve Deepika Padukone.. Öncelikle itiraf etmeliyim ki Deepika Padukone'nin oyunculuğunu çok beğeniyorum. Gözleriyle duyguları çok net verebiliyor. Bu filmde güzelliğiyle çapkın Rameshwaram'ın dikkatini hemen çekiyor. Hindistan'da meşhur tren yolculuğu peşinde aşk ve aksiyonu da beraber getiriyor.

  • Black (2005)
Ülkemizde "Benim Hayatım" olarak çevrilen filmin orginali. Amitabh Bachchan ve Rani Mukherji başrollerde. Bollywood'un yaşayan en dev oyuncusu sanırım Amitabh Bachchan.. Filmlerini izledikten sonra hak vereceksiniz bana. Hele bu filmde, herkesin oyunculuğu muhteşem.. Yanlış hatırlamıyorsam bu filmin 3 dalda da oscarı vardı. 

Hem sağır-dilsiz hem de görme engelli olan Michael'in 8 yaşında tanıştığı öğretmeniyle hayata nasıl sıkı tutunduğu anlatılıyor filmde.

  • Band Baja Baraat (2010)
Eğlenceli bir hint filmi. Ranveer Singh ve Anushka Sharma başrollerde. Bir düğünde karşılan ikilinin yolları filmin devamında yine kesişir. Hayali bir düğün organizasyon şirketi kurmak olan Shurti, Bitto'ya bu hayalinden bahseder, Bittoo, bu fikrine ve işini ortak olmak ister. İkili ortak olur ama bir şartla; birbirlerine aşık olmayacaklardır. Hint düğünleri hakkında da epey bilginiz olacak bu filmde. Severek izlediğim filmlerden. Dansları ve her şarkısı çok başarılı. Ranveer Singh ise bence Bollywood'un en iyi dans eden aktörü.. Zira her erkeğe yakışmıyor :)

İkilinin oynadığı bir diğer film Ladies vs. Ricky  Bahl, ilki kadar başarılı olmasa da izlenmeye değer bir film.

  • Ghajini (2008)
Aamir Khan.. Acı fışkıran bir film. Yine filmin ortasında, "ya ne güzel başlamıştı, nereden geldik buraya" dedirtiyor insana. Eğer oturup ağlamak istemiyorsanız izlemeyin bu filmi. Hindistan'ın renkli dünyasından ziyade görmek istemediğimiz, o karanlık dünyası ve dehşeti Aamir Khan'ın canlandırdığı çok değişik bir karakter ile sunulmuş izleyenlere.

  • Meri Brother Ki Dulhan (2011)
Kardeşimin gelini.. Imran Khan (Aamir Khan'ın yeğeni oluyor aynı zamanda) ve Katrina Kaif başrollerde. Luv ve Kush kardeştirler. Babası büyük oğlu Luv'ın evlenmesini ister. Bu konuda da kardeşi Kush'tan yardım ister. Kush'un abisi için bulduğu gelin adayı Dimple'dır. Ama onunla önceden tanışmıştır. Keyifli bir aşk macerası. Filmdeki favori müziğim ise; Choomantar...

Imran Khan'ın Kareena Kappor ile başrollerini paylaştığı Gori Tere Pyar Mei'ye de bakabilirsiniz.

  • Fanaa (2006)
Aamir Khan ve Kajol... Bu filmin başrolleri ile söyleşisi var onu izleyin derim önce. Sinemaya olan sevgilerini, arkadaşlık duygularını kabartan güzel bir çalışma olmuş..

Film ise... Ahhh.. :) Film içinde film. Kaç tane film birleştirilmiş diye düşünüyor insan. Görme engelli Zooni. Kaç hayat birden yaşayan Rehani.. Tavsiye ettiğim kişilerden "Ah ne yaptın sen Saliha" diye tepkiler aldım :)
Hele müzikleri.. "Mere Haatih Mein" İzleyin, dinleyin..

Filmdeki "Chanda Chamke" çocuklarla birlikte söylemeye çalışın çok komik bir hale giriliyor :)

  • Taare Zameen Par (2007)
Aamir Khan'ın en çok izlenen filmlerinden.. Her çocuk özeldir. Birçok öğretmenin ebeveynlerine tavsiye ettiği bir film olsa gerek.

Öğrenme bozukluğu olan Ishaan'ı ailesi, akrabaları, öğretmenleri tembel olarak yaftalamışlar bir kere. Ishaan'ın yatılı gittiği okulda, onun aslında özel bir çocuk olduğunu keşfedecek olan Resim öğretmeni vardır.

  • 3 İdiots (2009)
Bu filmi de izlemeyen yoktur sanırım. Eğer yeni bir bollywood izleyicisi iseniz, bu filmden de başlayabilirsiniz.
Tekrar tekrar izleyeceğiniz bif film.
Taare Zameen Par'in başrolu bu filmde de oyunculuğunu konuşturuyor. Mühendislik okuyan gençler, yarış sisteminin içindedirler. Bu sisteme haklı gerekçeleriyle karşı çıkaran 3 genç, Hindistan'dan başlayıp sisteme ders veriyorlar :) Komedi, zeka biraz da dram sizlerle.

  • Talaash (2012)
Aamir Khan, Kareena Kapoor ve Rani Mukherji'nin başrollerini paylaştığı film. Polis memuru Surjah Singh, Roshini ile evlidir. Oğullarını ölümü ile mutlu aile tablosu gölgelenir. Birbirlerini çok seven çift boşanma eşiğine gelir. Bir Bollywood yıldızının trafik kazasında ölmesi olayın polis memuru Surjah Singh tarafından takibe alınması film değişik bir boyuta taşır.

  • Barfi (2012)
En sevdiğimden... Barfi .. Aşkın dile ihtiyacı yokmuş.

Barfi rolüyle Ranbir Kapoor var karşımızda. Ama ne oyunculuk.. Priyanka Chopra'nın ise ondan aşağı kalır yanı yok. 

Barfi sağır ve dilsizdir. Öyle yaramaz deli doludur ki, başı beladan kurtulmaz. Bir gün Shurti'yi görür ve aşık olur. Shurti'nin ailesi kızının sağır ve dilsiz birisiyle evlenmesine razı değildir. Barfi ve Shurti'nin yolları ayrılır. Yıllar sonra tekrar kesiştiğinde ise artık çok geçtir. Barfi'nin gönlünde başkası vardır. İki defa aşık olunur mu? Sadakat nedir? Merhamet nedir? Barfi mı normal yoksa biz mi anormaliz? Soruları gidip geliyor akıllara.

En sevdiklerimden; Barfi'nin kıyafetleri ve bisikleti. Main Kya Karoon şarkısı ise çok mu çok güzel :)
Çok gülüp çok ağlamalık bir film. Sonunda iyi ki izlemişim birkaç tane daha var mı diyeceğimiz türden.

  • Anjaana Anjani (2010)
İki yabancı, hayatlarında en çok sevdiği şeyi kaybetmiştir. Aakash (Ranbir Kapoor) ve Kiara (Priyanka Chopra) bir köprüde intihar ederken karşılaşırlar. İntihar edemeden tekrar yolları kesişir. Defalarca denemelerine rağmen başarılı olamazlar. Ve bir karar alırlar: kendilerine 20 günlük bir süre tanırlar. 31 aralık gecesi aynı köprüde buluşma sözü verirler birbirlerine Bakalım 20 gün içinde ve sonunda ne olacaktır?

Ranbir Kapor'un filmlerine devam etmek, bol müzik ve dans izlemek de istiyorsanız 2008 yapımlı   Bachna Ae Haseeno filmini de izleyebilirsiniz. Şehir şehir gezip, kızları kandıran Raj, gerçek aşkı bulduğunda, kırdığı diğer kalpleri düzeltebilecek midir? :)

  • Bhaag Milkha Bhaag (2013)
Koş Milkha koş...
Hindistan'ın milli atleti Milkha Singh'in gerçek yaşam öyküsünü anlatılıyor filmde. Imdb puanı da oldukça yüksek olan filmi ben de çok beğendim. Milkha Singh'i başarılı aktör Farhan Akhtar canlandırıyor. 
Hindistan ve Pakistan dostluk oyununa gitmek istemeyen Milkha'nın gitmeme sebebi bir tren yolculuğunda masaya yatırılır. Böylece herkes Milkha'nın yaşamını, çocukluğunu, aşkını, askerliğini, sütü ne kadar sevdiğini öğrenir :) 
180 dakika olmasına rağmen keyifle izleyeceğiniz güzel bir film.

  • Loetera (2013)
Ranveer Singh severler için bir film daha. Bu filmde Ranveer, arkeolog olarak çıkıyor karşımıza. Yani ilk zamanlarında biz onu gerçekten arkeolog sanıyoruz. 
Kazı yapmak için gittiği evde, evin kızı Pakhi'ye aşık olur. Film "Son Yaprak" isimli kitaptan alıntı. Filmin sonunda son yaprak düşerken iki aşık acaba ne durumda olacaktır?

  • Oh My God (2012)
Değişik bir konusu var.. Krishna'nın küçük bir dükkanı vardır. Kendisi aynı zamanda ateistir. :) Bu ateistlik başına neler açıyor neler :)

Bir gün deprem ile dükkanı yıkılır. Sigorta şirketi afetten dolayı parayı ödemeyeceğini belirtir. Krishna parayı şirket ödemeyince, Tanrı'ya dava açar. 

Dava olur da, davalılar olmaz mı? Davalılar ise Tanrı'nın yeryüzündeki temsilcileri olan din adamlarıdır. Birçok eleştiriyi de beraberinde getiren filme ilginç senaryosundan dolayı bir göz atın derim. Bakalım Krishna davasını kazanacak mı?

  • Guzaarish (2010)
Hrinthik Roshan'ın bence en güzel filmi. 

Bu filmde ünlü sihirbaz Ethan rolünde. Sihirbaz bir gösterisinde kaza geçirir ve felç kalır. Ona yıllarca bakan Aishwarya rai, aynı zamanda Ethan'a aşıktır.

Ötenazi istiyor Ethan.. Yıllardır bunun için avukatı ve en iyi arkadaşı mücadele ediyor. Bakalım filmin sonunda aşk mı yoksa ötenazi isteği mi son bulacak.?

En sevdiğim ise; Ethan'ın yaşadığı ev ve eşyaları, evin aldığı güneş ışığı, radyo programına katılanları dinlerken yüzünde gözlerinde beliren acı.

Mendillerinizi hazırlayıp izlemeye başlayınız.

Hrinthik Roshan'ın 2012'de çekilen Agneepath (Azap yolu) filmini de izlemiştim. Çok beğendiğim söylenemez. Eğer izlemek isterseniz bir göz atın derim. Siz de farklı duygular uyandırabilir.

  • Life Of Pi (2012)
Adından çokça söz ettiren Pi'nin yaşamı.. 

Pi'nin ailesi Hindistan'da hayvanat bahçesi işletmektedir. Yaşadığı ülkeden Kanada'ya göç etmek için ailesi ile yola koyulurlar. Her canlının da yer aldığı gemi maalesef batar. Bir sandal ile kurtulmayı başaran Pi yalnız değildir. Yol arkadaşları: sırtlan, kırk bacaklı bir zebra, orangutan ve bir Bengal Kaplanıdır. Pi bu sandalda günlerce yaşar. Ama nasıl?

Ve buradan nasıl kurtulacaktır? 
Kurtulursa bu yaşananları nasıl anlatacaktır ve ona kim inanacaktır?

  • Yeh Jawaani Hai Dewani (2013)
Ranbir Kapoor, Aditya Ray Kapoor, Deepika Padukone'nin başrollerini paylaştığı bol eğlenceli bir film.
Aynı koleji birlikte okuyan 4 arkadaş, bir geziye çıkarlar. Bu gezi oldukça heyecanlı, bol maceralı ve aşklı. :)
Birbirlerine aşık olan Naini ve Bunny'nin yolları ayrılmıştır. Herkes kendi hayallerinin peşinden gider. Ama bu dörtlüden birisi evlenir ve düğün yıllar sonra herkesi birleştirir.
Müziğim: Balam Pcihkari

Ranbir Kapoor'un 2013 e ait bir başka filmi daha var Besharam onu da izleyebilirsiniz. 

  • Bodyguard (2011)
Selman Khan ve 3 İdots bayan başrolü Kareena Kapoor. Filmin Bodyguard'ı, Selman Khan'dır. Kareena Kapoor'un babasına olan vefa borcundan dolayı kızına bodyguardlık yapar. İlk zamanlar bodyguardyla alay eden genç kız zamanla ona aşık olur. Ama canını emanet ettiği kızına aşık olmanın yasak olduğunu bilir herkes. 

Bodyguardı telefondan işleten Kareena, ona gerçeği söylemez. 
Ama bir günlükte tüm gerçekler yazılıdır.

En güzelinden şarkım " Teri Meri Prem Kahani" :)

  • Heroine (2012)
Hindistan'ın en ünlü sinema oyuncusu olan Mahi (Kareena Kapor)'nin hayatı. Hırs, para, şöhret.. Bu üçlü içinde Mahi'nin hayatı nasıl tepetaklak oluyor izleyelim.

  • I Am Kalam (2010)
Ben Kalam :) 

Başrol oyuncumuz Chhottu.. Ailesi onu çalışıp para kazanması için yol kenarında küçük bir lokantası olan Bhati'ye teslim eder. 12 yaşındaki bu zeki çocuk aslında okumak ister.
Chhottu, Hindistan'nın eski başkanı Kalam'ın yaşamından esinlenerek adını Kalam olarak değiştirir. Oldukça zeki olan Kalam'ı, kendisi gibi çırak olan Laptan çok kıskanır. Aralarında geçen diyaloglar güldüren sahnelerden.

Çalıştığı yere yakın bir sarayda Kalam kendine arkadaş bulur. Hatta onun ödevlerini yapar. Ama zaman yanlış anlaşılmalara gebedir. 

Kalam'ın serüveni oldukça hoş. Ve kısa olan hint filmlerinden. Ailece izleyebileceğiniz güzel bir film.

  • Dil Chahta Hai (2001)
Bollywood'un en iyilerinin birleştiği bir diğer film. Aamir Khan, Priety Zinta, Saif Ali Khan, Akshaye Khanna.. Karakterleri birbirlerinden farklı üç yakın arkadaş. Filmde aşk mı dostluk mu ön planda ona siz izleyince karar verirsiniz. Benim fikrim; dostluk.. :)
Aklımda kalan replik, en ukala arkadaşın diğer arkadaşı ile telefondaki konuşmasından: "Mükemmelken ilerlemek zor oluyor."

  • Kurbaan (2009)
Gerçek hayatta evli olan Saif Ali Khan ve Kareena Kapoor çiftinin başrollerini paylaştığı bir film. Üniversitede hoca olan Kareena ve Saif Ali birbirlerine aşık olurlar. Delhi'den New York'a taşınan çiftlerin hayatı değişir. Aslında Saif Ali'nin hayatı değişmiyor. O amaçlarına ulaşıyor. Sözde İslamı amaçlayan bir terör örgütüne bağlıdır.

Sosyal medyada bir zamanlar çokça dönen bir kısa film vardı; "müslüman gencin Amerikalı kıza verdiği müthiş cevap" .. o da bu filmden alıntı bir sahne.
Şarkım ise: Shukran Allah

Bu ikilinin aynı zamanda 2012 yapımlı Agent Vinod filmine de izleyebilirsiniz.

  • Aashiqui 2 (2013)
Aditya Ray Kapor'un başrolünü oynadığı başka filmi var mı emin değilim ama sanırım ilk filmi bu. 
Bu filmde ünlü bir sanatçıyı canlandırıyor. Ama alkol bağımlısı gencin şöhreti zamanla elinden gidiyor. Bu sırada bir barda şarkı söyleyen bir kıza rastlar.. Artık yeni yıldızı odur. 
Filmin kendisinden çok şarkıları beni çok etkiledi. Hepsi birbirinden güzel: Chahu Main Yaa Naa, Sunn Raha Hai..
  • Teri Meri Kahani (2012)
Gençlerin beğendiği aktör: Shahid Kapoor.. 
Bu filmde Priyanka Chopra ile başörülleri paylaşıyor. Üç farklı zamanda (1910, 1960,2012) üç farklı aşığı canlandırıyorlar. Bu yönüyle diğer filmlerden ayrı bir özelliği oluyor haliyle. 

Shaid Kapoor'un diğer izlediğim filmleri: Mausam, Jab We Met, Change Pe Dance, Milenge&Milenge.. Aktörlüğünü pek beğendiğim söylenemez. :)

  • Yakeen (2005)
Biraz eski bir film izlemek istediğimde karşıma çıkan bir filmdi. Gerilimin saçma olduğu bir film diyebilirim. Aşk ve ihtirasın başrolü Priyanka Chopra. Kocası Nikhil (Arjun Rampal)ın bir kazadan kurtulmasıyla gerilim başlıyor. Sırf sonunu merak ettiğim için filmi yarıda sonlandırmadım:)
Belki sizin de dikkatinizi çekebilecek detaylar vardır.

  • English Vingilish (2012)
Keyifle izlediğim bir başka film. İngilizce bilmeyen Shashi (Sridevi) evde eşi ve kızı tarafından çoğu zaman aşağılanmaktadır. Tek sorunu ingilizce bilmemek olan Shashi, kuzenin düğün hazırlıkları için ailesinden önce Abd'ye gidecektir. 3 hafta sonra gelecek ailesine iyi bir ders vermek için herkesten habersiz hızlandırılmış ingilizce kursuna gider :)

  • No One Killed Jessica (2011)
Parttime olarak bir barda çalışan Jessica, geç saatlerde bara gelip sorun çıkaran üç genç tarafından öldürülür. Tetiği çeken, Hindistan'da bakanın oğludur. Bakan tanıdıkları sayesinde oğlunun ceza almamasını ve olayın kapanmasını sağlamaya çalışır. Fakat olayı yakından takip eden muhabir (Rani Mukherjee) davanın seyrini değiştirecektir.

  • Vishwaroompam (2013)
İsmi çok zor bir film daha. Konusu daha zor daha çetrefilli. Filmde Abd'de yaşan hintli bir dans hocası ve ondan sıkılan karısından bahsediliyor. Karısı kocasının peşine dedektif takar ve asıl film başlar. Kocası aslında Hindistan ordusunda görevli bir polistir. Müslüman terör örgütü, talibani el-kaide yaşamını biraz da çocuklar üzerinden anlatıyorlar. Birçok tartışmaya konu olmuş film. Sansürlenerek yayınlandığı da söyleniyor. Her Müslümanın izlerken bilinçli olduğu düşüncesiyle, bir de bu gözle izleyebilirsiniz.

  • Geliyon Ki Raas leela Ram (2013)
En sevdiklerimden başroller:) 
Ranveer Singh ve Deepika Padukone var.. Romeo ve Julietten esinlenerek çekilmiş bir film. 

Yıllardır düşman olan ailerin çocukları Ram ve Leela birbirlerine aşık olurlar. Silahların susmadığı bu iki aileler barışa yaklaşmışken her iki taraftan ölen kardeşlerden sonra artık her şey çok zordur.
Bol renkli, bol danslı bol gözyaşılı filmde müziğim: Tattad Tattad :)

  • Wake Up Sid (2009)
Zengin bir ailede yetişen Sid (Ranbir Kapoor) hayatında kendi başına bir şey başaramamış tembel bir çocuktur.  Üniversite yıllarında tanıştığı Sid'in tam tersi olan Aisha (Konkona Sen Sharma) ise, hayallerine ulaşmaya çalışan, kendi ayakları üzerinde duran güzel bir kızdır. Sid, Aisha ile arkadaş olmak ister ama Aisha sorumsuz bu çocuktan uzak durmayı tercih eder. 

Acaba Sid aşkı için hayatını değiştirip bir şeyler başarabilecek midir? :)





İşte izlediğim filmlerden aklımda kalanları özetlemeye çalıştım.

Bakalım siz de tavsiye edip, müziklerini müzik çalarınıza yükleyenlerden mi olacaksınız :)

Ya da bir trene binip Hindistan'ı keşfetmek mi isteyeceksiniz :) Şahsen aklıma gelmiyor da değil bu. Ama o kadar güvenli değil maalesef. Belki bir gün kim bilir.. :)

Hatırladıklarım ve izleyeceklerimle Bollywood 2'de buluşmak üzere. :)

İyi seyirler.. :)

Not: Dublaj değil alt yazı ile izleyelim filmleri.. :)

5 Şubat 2014 Çarşamba

Saiyaara


Aslında bir şarkıyı tavsiye edecektim. Ama şarkı bir filmden alıntı. Filme değinmemek olmaz, e hint filmiyse eğer Bollywood'a değinmemek olmaz. :)

Bir sürü Hint Filmi izlemişken bu şarkıyı tavsiye etmem diğerlerine haksızlık olacak ama;

Şarkım "Ek Tha Tiger" filminde yer alan "Saiyaara" şarkısı :)

Filme biraz değinmek gerekirse;

Pakistanlı ve Hindistanlı iki ajan arasında geçen bol aksiyonlu bir film. Ama Hintliler aksiyon yapar da aşkı da içine koymazlar mı :) Hele bir de düşman iki ülke ve iki ajan arasındaysa... Filmin bir başka özelliği de İstanbul ve Mardin'de yer alan sahneleri. Hint filmleri süresinin uzunluğu ile de meşhurdur, ondan mıdır bilinmez, Türkiye'deki sahnelere geniş yer verilmiş. Ayrıca Küba ve İrlanda da filmin çekimlerinin yapıldığı diğer ülkeler arasında. 

Filmi izleyeli epey zaman oldu. Diğer detayları pek hatırlamasam da şarkılarını dinliyorum. Saiyaara dışında filmde oldukça beğeni toplayan Maşaallah şarkısını da tavsiye ederim. Filmin İmdb başarası istenilen ölçüde olmadığı aşikar.Müziğini filminden önce fark ettiğim, sonrasında da konusunu merak ettiğim filmlerin arasında yer alıyor Ek Tha Tiger...

İzlediğim Hint filmlerini bir gün toparlayıp, blogumda yerini almasını umut ediyorum :)

İyi seyirler. 





16 Aralık 2013 Pazartesi

Bol

Beni çokça etkileyen durumlardan birisidir idam..
Uykularımı kaçıran... Acizliğimi, acizliğimizi hatırlatan.. Bununla yüzleştiren..

İdam sahnesiyle başlayan bir film;
Bol.  
Pakistan yapımı olan filmin İmdb puanı da oldukça iyi 8.1/10

Müslüman bir kızın idamındaki son isteği, bütün hayatını basın ile paylaşması.
Film böylece başlar.

6 kız çocuğu olan bir babanın (eşinin toplamda kaç çocuk doğurduğunu tam hatırlayamadım.) erkek çocuğunun olması inadı..

Eşini sadece çocuk doğurmak için yaratılmış bir makina olarak gören bir adam.. Ve en acısı bunu düşünürken, düşüncesini dine dayatması.

Çift cinsiyetli bir çocuğun böyle bir ailede, toplumsal baskıların yoğun olduğu bir ülkede nasıl yaşadığı, (Seyfullah'ın gözünden baba-erkek-adam tanımı, çaresiz bakışları da unutamadığım sahnelerden)

Hindistan-Pakistan arası spor müsabakaları, ( Kızlar ile babasının buradaki diyalogları aklımda kalan sahnelerden)

Şii-Sunni gerilimi,

Dört duvar arasından çıkmaya çalışan kızların dünyası,

Haram bir para ile başlayan kördüğüm olayları... Kendine fetvalar veren, dini istediği gibi yorumlayan Hekim'in sonu... (Manzar Sehbai... Gerçekten iyi bir oyuncuymuş.. Kendisinden nefret ettirebiliyor üstlendiği rol ile)

İyi seyirler...

1 Aralık 2013 Pazar

Majid Majidi

Bir film furyasıdır gidiyor bende..

Ama merak ediyorum kültürlerini diye en başından demiştim.. 

Geçenlerde bir İran filmi paylaşmıştım.. Genelde bir tane ile bırakmam bir süre devam ederim. Eskileri yenileri izlerim. Şarkıları, kültürleri, devleti, kıyafeti öyle de uzar başlıklar... :)

Bir tavsiye, bir isim, bir görüntü ile kaybolabilirim derinliklerde. 
Majid Majidi... İran'ın en ünlü yönetmenlerinden.. Benim kendisini tanımam çok geç oldu. Filmlerini izleyenleri şanslı görüyorum.

Sinema bölümü öğrencisi olan bir arkadaşımın tez konusuydu. Bir sohbet esnasında bahsetmişti.

İyi ki de bahsetmiş. Siz de filmlerini izleyince büyük ihtimalle aynı şeyleri düşüneceksiniz..

Bu adam için acıyı tam içinden yakalıyor diyebilirim. İlk izlediğim filmi (İran filmlerine ilk başladığım film aynı zamanda) ;

  • "Cennetin Rengi" (1999)
Kör bir çocuğun dünyası diyeceğim ama.. O mu göremiyor biz mi, filmin sonunda düşündürüyor.. 

Gözden kalbe uzanan Muhammed'in hikayesi.. İlk sahnelerinden son sahnelerine kadar hüznü yaşatan muhteşem bir film. 

Yatılı bir okulda okuyan Muhammed yaz tatili gelmesiyle, ailesinin ve özellikle babaannesinin yanına dönmek için sabırsızlanmaktadır. Muhammed'in farkında olduğu bir şey vardır. Babası Muhammed'i istememektedir.

Filmin başlarında okula gelen babasının eline sarılıp da "Gelmeyeceksin diye çok korktum" dediğinde filmin sonunu nasıl getireceğimi düşünmüştüm. 

Filmin diğer başrolü hiç şüphesiz Muhammed'in babaannesi. Muhammed'e olan sevgisi, merhameti.. Gerçek bir babaanne. Doğallık abidesi.

Muhammed'in marangoz ustasıyla geçen diyalogları da filmin diğer önemli yerleri arasında.

Son sahne ise, kafamda hep başka türlü sonla bitirdiğim bir film olarak kalacak. 

  • "Cennetin Çocukları" (1997)

Film ile ilgili görsellere baktığım zaman, ağlamaktan bir hal olacağım diye düşünmüştüm. "Çocukların bakışları, ne acı bu ya" diye bir ön yargım vardı..

Evet acı ama, öyle güzel yakalanmış ki.

(Filmlerde etkilendiğim ve ön plana çıkan sahneleri genelde yazmak istemiyorum.. İzlerken o sahneyi bekliyormuş gibi oluyorum ben :) siz de öyle olmayın diye yazmıyorum.. Öyle de içimde kalıyor, biraz çıtlatıyorum.)

Filmin konusu için hangi özet kelimeyi kullanabilirim diye düşünüyorum. "Bir çift ayakkabı" desem, duygusu eksik kalacak. Umut var, fakirlik var, dürüstlük var, masumiyet var... Bir çift ayakkabıyı ortaklaşa kullanan iki kardeş; Ali ve Zehra var..

Yönetmenin ne kadar güçlü olduğunu bir de çocuklardan anlıyorum. İzlerken gerçekten "Cennetin çocukları" diyesi geliyor insanın. 

En etkileyici sahnelerden birisi de; Ali'nin katıldığı atletizm müsabakası.. Bu müsabakada Ali'nin 3. olmak istemesi. Çünkü 3. lük ödülü bir çift ayakkabı. Yarışma sonucunda 1. olan Ali'nin yaşadığı "Kazanmak bazen kaybetmektir" duygusu.


  • Baran (2001)
Sovyetlerin Afganistan'ı işgali ve sonrasında Afganistan'da başlayan iş savaşlar ile İran'a göç eden insanlar..
İran'da zor şartlarda yaşamaya çalışan Afgan göçmenler.

Bunlardan birisi Baran'ın ailesi. Baran'ın babası, bir inşaatta çalışıyor ve iş kazasından dolayı artık çalışamayacak durumdadır. Yerine kızı çalışmaya başlıyor. Ama Baran olarak değil Rahmet olarak. Yani erkek kılığında. 

İnşaatta Rahmeti kendine rakip olarak gören Latif çıkıyor karşımıza. Ancak Rahmet'in Baran olduğunu anladığında işin rengi değişiyor. Latif Baran'a aşık olur.

Baran rolünde Zehra Bahrami oynuyor. Tek kelime etmeden, bakışlarıyla, iffetiyle... Süper bir oyunculuk. 
İnşaat ustası rolünde ,Majid Majidi'nin diğer filmlerinde de oynayan Mohammed Amir Naji kendisine hayran bıraktırıyor. 
Latif rolündeki Hosseini Abedini... Tam bir delikanlı bir parlayıp bir sönen, hırslı, aşık, fedakar..

Filmdeki kesitlerde, Latif'in ayakkabıcı arasındaki diyaloglar çok etkileyici.

Arap, Fars, Azeri, Kürt, Türk izleri var filmde.

Yağmurla başlayıp, yine yağmurun bir ayak izini silmesiyle bitiyor film.

  • Serçelerin Şarkısı (2008)
Muhammed Amir Naji'nin başrolde oynadığı Serçelerin Şarkısı da Majid Majidi'nin önemli baş yapıtlarından.

Başrol Kerim, deve kuşu çiftliğinde çalışmaktadır. Bir gün çiftlikten deve kuşunun kaçmasıyla, Kerim'in işine son verilir. Kızının işitme cihazını tamir ettirmesi gereken Kerim, Tahran'a gitmesiyle hayatındaki değişikleri başlar.

Samimiyeti, dürüstlüğü, aile kavramını en güzel örneği ile bulabileceğimiz bir film..

Kerim'den birkaç sahne paylaşmak gerekirse; Deve kuşu kılığına girip kaybolan deve kuşunu aradığı sahne :)

Bir diğeri de helal ve haramı ayırt edeceğimiz erik sahnesi :)

Filmin diğer önemli oyuncuları başta Kerim'in oğlu olmak üzere köyün diğer çocukları...

Köyde bulunan bir depoyu temizleyip, balıkların yaşayabileceği bir hale getiren çocuklar...

Japon balıklarını taşıdıkları kabın patlamasıyla etrafa savrulan balıklar... 

Çaresizliğin okunduğu o masum bakışlar..

Türk ve Azeri müzikler yine çok başarılı.

Her şartta mutlu olmaya çalışan insanlar izleyeceğiz bu filmde..


Majid majidi' den geç kalmış bir paylaşımdı bu.

İyi seyirler...





22 Kasım 2013 Cuma

Peki şimdi nereye?

Yine bir film... :)

Film çok aslında bu sıra.. Hepsini yazsam bloguma diyorum. Sonra unutuyorum :)

Seviyorum ya.. Bazen öyle bir zamanlamada oluyor ki. Yok artık diyorum, bir duygunun köşesinden alıyor içine götürüyor bir yerlere :)

Kitaplarda da oluyor bu. Üzülüyorum bazen erken bitmiş rüya gibi oluyor bazıları. Karakterleri kafamda dolaştırıp, kitabın kapağına bakakalmış buluyorum kendimi :)

Yeni tavsiye filmimize gelirsek eğer;

"Peki şimdi nereye?"  "Where do we go now?" "Et maintenant on va ou?"

Bir Lübnan filmi. Bu filmin yönetmeni, senaristi ve başrollerinden olan Nadeni Labaki'nin Karamel filmini izlemiştim önceden. Filmi çok beğenmesem de oyunculuğu süperdi. Ve bu filmle de garantilemiş oldu.. :)

Film Fransa'da çekildi. 2011'de vizyona giren film birçok ödülü de beraberinde getirdi.

Lübnan'da küçük bir köyde farklı dinden olan insanların yaşamını anlatıyor. Aralarında sıkı bir dostluk olsa da her an patlamaya hazır bomba gibiler maalesef.

İç savaşların günden güne arttığı dönemde, köyün erkeklerinin olaylardan etkilenip birbirleri ile savaşmamaları ve var olan huzuru korumaya çalışan kadınların çabasını anlatıyor film.

Güldüren sahnelerin yanı sıra hüzünlendiren sahnelerin de olduğu bu filmi ben beğendim... Müzikleri, kurgusu, kostümleri, köyün havası ile film bütün olarak çok iyiydi.

Bir kadının elinden çıktığı da çok belli oluyor. Zeka pırıltılarından olsa gerek :)

Film, Lübnan'daki savaşı konu alsa da , kadınların gözünden tüm dünyaya sesleniyor sanki. Bence başarmış da ...

Bende müzikal bir tiyatro izliyormuşum havası oluşturdu başlangıcı ve bazı diğer sahneleri. Bu da çok hoşuma gitti.

Bakalım sizin yorumlarınız ne olacak...

İyi seyirler... :)





"Çocuklarını korumak için silah ve fişek yerine dua ve çiçeklerle savaşan siyahlı kadınlar." 


11 Kasım 2013 Pazartesi

Mısır Sineması'ndan

    Dubai'deyken ilk defa Mısır filmi izlemiştim. (Arapçamın yettiği kadarıyla :) ).. O zamandan beri aklımdaydı. Geçtiğimiz aylarda bir iki tane daha izleyebildim.. 
Sizlerle onları paylaşmak istiyorum.. 

İlki Asmaa;

Mısırlı güzel bir kadın olan Esma'nın yaşamını anlatıyor.. Yaşlı babasına ve genç kızına bakmak zorunda olan Esma, sağlığı ile ilgili sıkıntılar yaşıyor. Ve doktorlar Esma'yı tedavi etmek istemiyordur. Çünkü Esma AIDS'tir.. 

Esma'nın hikayesini, katıldığı bir tv programının ayrıntılarında öğreneceğiz. AIDS ile yaşayanların da öykülerinin var olduğu filmde, Esma'nın bu virüse nasıl yakalandığı ise filmin sonuna kadar merak uyandırıyor. 

Filmin Yönetmeni; Amr Salama
Oyuncular;Hany Adel, Maged El Kedwany, Hend Sabri
İmdb; 7.6 / 10



Bir diğer film ise; Cairo 678

Cinsel istismara maruz kalmış üç farklı kadının hikayesi anlatılıyor filmde. Her yerde var olan bu olayı 2010 yılında Mısır'lı yönetmen Mohammed Diab sinemaya taşıdı. 

Kadınların tacize karşı mücadelesinin anlatıldığı filmde, Mısır'da ilk defa "Cinsel İstismar" davasının açılması da gündeme geliyor.. 

Psikolojik birçok çöküntüye yol açan bu olayların, aileleri, bireyleri, insan ilişkilerini nasıl etkilediğinin güzel bir örneği Kahire 678.

Yönetmen; Mohammed Diab
Oyuncular; Boshra, Nelly Karim, Maged El Kedwany, Nahed El Sabai..
İmdb; 7.1 / 10


Not: Tavsiyem tüm filmleri altyazı ile izlemeniz.. Dublaj birçok duyguyu, ifadeyi net veremiyor..

İyi seyirler.. :) 

4 Eylül 2013 Çarşamba

Altın ve Bakır


Her birimiz ayrı bir çerçeveden değerlendiriyoruz hayatı.  Bir avukata sorsak ki, yaratılışın özü nedir diye? ilk aklına gelen “adalet” olur büyük ihtimalle. Öte yandan aynı soruya bir çiftçinin “emek” diye cevap vermesi beklenebilir.  Bir arife sorsak da bize “Allah için sevmek” diyebilir.

Biriktiririz sürekli. Acıları, üzüntüleri, kayıpları… Kayıp ne tuhaf bir kelime öyle… Hele de biriktirmesi nasıl olur ki? Ne kayıp olabilir ki bu dünyada eğer ahirete inanıyorsak. 
Sevmek derken, bir moda olmuş ki sevmek… En güzel biz severmişiz gibi, sanki nefsimiz değil de “Allah için” sevmişiz gibi, her ayrılığın gündoğumunda  “Allah sabredenlerle beraberdir.” Ayetinin muhatabı sanıyoruz kendimizi.  Sevgiyi de düşürdük yerlere ve nerelerde tükettik sabrımızı ve ne çabuk kör olduk da göremedik gerçek acıları, gerçek sabredenleri. 

Geçmişin getirdikleri, günümüzün yaşantıları içerisinde tam bunları düşünürken bir film özetledi konuyla alakalı düşüncelerimi. Hep farklı kültürleri, farklı yaşantıları merak ederim. Duyguları da… Nasıl severdi bir Avrupalı, nasıl saygı duyardı bir Asyalı…  Bunu nasıl film ederdi bir yönetmen. “Allah için sevmek” desek hepimiz yazarız bir sürü süslü kelimelerle yazılar. Ya da tek bir fotoğraf gösterir susarız. Ben de bir film tavsiye etmek isterim sizlere. İnce ince işlenmiş filme “Allah için sevmek”…

Filmde yer alan hocanın sözleriyle;


"Herkes bir ömür cennetin anahtarını aradı. Bir hazine ya da bir kimya, iksir. Mutluluğun sırrını yanlış yerlerde arıyorlar. Orada olmadığı malumdur. Bu hazineyi hayal edenler bu hayal ile hazineyi kaçırıyorlar. Tüm bu mantık tek kelimeyle özetlenebilir; ister buna anahtar deyin, ister rumuz... 
Ama hiç de öyle karışık değildir bu. Yüce Allah bu sırrı Hz. Musa'ya bir kelimede söyledi:

-Benim için sev, benim için buğz et.

İşte bundan ötürü tüm amellerinin kabulünün anahtarı "velayet"tir. Allah için sevmek..
Eğer sevginin mizanı Allah olursa, kimse sizi takdir etmese de yine seversiniz. Vefasızlık görseniz de doğru olanı yapmaya devam edersiniz.

Bu menzile varmayıp, yarı yolda kalanlar, Allah için çalışmıyorlar. Bu yolda Allah için ne kadar zorluk çekerseniz, daha çok Allah'a yakınlaşırsınız.

"O'nun aşkının kimyasından, bu kara yüzüm altın oluverdi."
Evet, senin lütfunun mutluluğuyla ,  toprak altın oluverir."

İnsanların arayıp durduğu bu kimya aşktır, gerisi çer-çöptür... Eğer okuduklarınız bizimkiyle aynıysa, yırtıp atın kitaplarınızı. Çünkü, aşk ilmi hiçbir kitapta yazmaz!"



24 Ocak 2012 Salı

Bir hikaye

" Hasan: Hikayen ne anlatıyor?

  Emir: Büyülü bir kap bulan adam hakkında, içine ağladığı zaman göz yaşları inci oluyor. Çok yoksul bir adam, hikayenin sonunda onu bir inci dağı üzerinde otururken görüyoruz. Elinde de kanlı bir bıçak var, ölen karısı kucağında duruyor.

 Hasan: Yani onu öldürmüş mü?

 Emir: Evet Hasan.

 Hasan: Yani ağlayıp zengin olabilmek için mi?

 Emir: Evet, çok zekisin.

 Hasan: .....

 Emir: Ne oldu?

 Hasan: Şimdi sana hikayen ile ilgili bir soru sorabilir miyim?

 Emir: Elbette.

 Hasan: Adam karısını neden öldürmek zorundaydı?

 Emir: Çünkü gözyaşlarının her biri inciye dönüşüyordu.

 Hasan: Evet ama neden gidip küçük bir soğan kesmemiş??"

Khaled Hosseini'nin Uçurtma Avcısı filminden bir sahne... 10 yaşlarında iki çocuğun diyaloğu... Size ne anlattı bilmiyorum ama ben çok derinlere itti.