Tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Kasım 2019 Pazar

Filistin


      Yılların geç kalmışlığı bir yolculuğa, bir yolculuğun hikayesi bloğa ancak ulaşabilmişti.

Filistin... 

Özgürlüğün barışın şehri Kudüs,
Hz. İbrahim'in şehri El-halil.. 
Dünyanın en eski şehirlerinden Eriha...

       Buram buram tarih, buram buram medeniyet, Buram buram peygamberler diyarı, hasret, çaresizlik ve suskunluğun bedeli* bir Filistin...

       Aslına bakarsanız kaleme vuramayacağız, turist olarak kendimizi hissetmediğimiz, anlatılmaz yaşanır dediğimiz nadir yerlerden birisi de burası...

                                        عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - عَنِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ : لاَ تُشَدُّ الرِّحَالُ إِلاَّ إِلَى ثَلاَثَةِ مَسَاجِدَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ ، وَمَسْجِدِ الرَّسُولِ وَمَسْجِدِ الأَقْصَى

Ebû Hüreyre (ra), Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu haber vermiştir: "(İbâdet için) sadece şu üç mescide yolculuk yapılır: Mescid-i Harâm, Mescid-i Nebî ve Mescid-i Aksâ..." 



İşte o üç mescitten biridir Aksa... İlk kıble, huzura yükseliş...Beyt-ül Makdis (kutsal ev)


Niyetimizde hep var olan bu ziyarete 6 ay öncesinde alınan bilet ile bismillah dedik..

Ya nasip kim öle kim kala diye diye vakit yaklaştı..

Tarifeli uçağımız ile vakitlice giriyoruz Filistin topraklarına... Öyle uzun uzun bahsedildiği gibi pasaport kontrolünde herhangi bir sıkıntı yaşamıyoruz. Klasik bir kaç soru, nerede ve kaç gün kalacaksınız gibi.. 

Havaalanı sınırlarında ülkenin para birimi olan "Şekel "değişimi yapıldı. 

Aksa' ya en yakın geçen otobüsü aradık. Otobüs duraklarının olduğu peron havaalanı bahçesi içerisinde. Çok uzun kuyruklar gerektirmeyen bir sıra ile otobüse bindik. 40-50 dakikaya yakın sürdü bu yolculuk sonrasın tren ile aktarma yaptık. 

Aksaya 700 m civarı bir uzaklığa sahip otelde kaldık. 700 metre diyoruz lakin aksanın bahçesi ve etrafındaki surlar ile aksaya ulaşmak 1000 -1500 metreyi buluyor. 

Otele yerleştikten sonra ilk vakit namazına gidebilmek için çıkıyoruz yola. Kâbe'yi her gördüğümde aldığım ruh hali yine kaplamış gibi oldu beni. Ama daha mahzun bir şey var üzerimde. Müslümanların en kutsal beldelerinden birinde namaz kılmak, ziyaret etmek için Siyonistlerin kontrolünde silahların gölgesinde caddeler , sokaklar, kapılar geçiyoruz. Evet sokaklar da böyle. Ve burası daha Kudüs. Gazze değil. Elleri tetikte geçiyor İsrail askerleri . Turistlerin en yoğun olduğu yerde. Öyle korkak bir topluluk. 

Yaklaşık 1 km'lik yolda Türk olduğumuzu fark edip bizi kaç kere durdurdular bilemiyorum. Bu kadar samimi sevgi gösterisini görmemiştim. Her ev bizi davet ediyor; yemeğe, kalmaya, ziyarete, çaya, sohbete, muhabbete, dertleşmeye...

Bu samimi davetleri en azından kısa sohbetlerle geri çevirmemeye çalışıyoruz. Aksaya ulaşmamız gecikse de... 

İlk önce Kubbetus Sahra görkemiyle karşılıyor bizi. Bir zamanlar haçlıların kiliseye çevirdiği, Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi'nin yeniden cami yaptığı mekan. Kubbetus Sahra göz alıcı altın kaplamalı kubbesindendir belki de mescidi aksa sanılmaktadır. Aynı avluyu paylaşan iki farklı yapıdırlar aslında. Çoğumuzun bildiği üzere efendimizin miraca yükseldiği "muallak taşı " bulunur kubbetussahra içerisinde. Osmanlıya ait bir-çok izlere de burada rastlanılır. İlk İslami kubbeli olarak da tarihte yerini almıştır burası.

Aksaya doğru inen merdivenlerdeyiz. Yazarken bu satırları gözlerimi kapatıp canlandırıyorum ara ara yaşanılan o güzel anları. Öyle mahsun ki... Öyle sade .. Öyle yaşanmış. Öylesine kudretli. Aksanın sahibi Allah, yeryüzünde onu emanet ettiği biz. Ama emanetine sahip çıkan Filistinli müslümanlar... Emaneti hiç boş bırakmayan aksanın ablaları , abileri var... özellikle sabah ve yatsı namazları sonrası kurdukları sofralarda herkesi oturtuyorlar. Ensar gibi samimi ev sahipleri onlar . Sohbetleri güzel sözleri derin bakışları hafızama kazınan anılarda. 

Aksanın bahçeleri de Kudüs gibi zeytin ağaçları ile dolu. Bir adettir biz Türklerde, bebeğin göbek bağını gömerler cami okul vs. yerlere. Biz gittiğimizde de mahir 2 yaşını geçmişti. O zamana kadar gömülmeyen bağ buradaki zeytin ağacının köklerinde yerini aldı.. 

Aksanın çevresi bahçesi , etrafındaki mescitler, Hristiyan - Museviler için kutsal sayılan yerler ve daha birçoğu kudüste günlerce gezseniz bile eksik kalacak gibi. 

Kısa zaman içerinde her vakti burada kılmaya özen gösterdik. Gezilerimizi ona göre ayarladık. Her bir Filistinli kardeşimizle sohbet etmek istedik. Her birinin yarasını dokunur gibi.. Cuma namazı için başka şehirden gelmek istiyor Müslümanlar, bunun için İsrail den geçici bir belge alıyorlar o da verirlerse , onunla giriş yapıyorlar. Bir aile mesela bu belgesi olmasına rağmen eşini şehrin girişinde durdurmuşlar. Ama küçük çocukları ve karısı aksanın bahçesindeydi cuma namazında... Her an çatışmaların yaşandığı yerde... yeter ki yalnız kalmasın aksa... 
Rabbim bu ruhu bu bilinci nasip etsin bizlere de . 

Mescidi Aksa'yı böylesine yalnızlaştırmaya çalışılırken, sıkıca tutunmalıyız emanete... yalnız üç mescid diyor; umreye gider gibi gidilmeli. Biz gitmezsek sahiplenecek çok...

Biz kaldığımız günlerin birini Eriha, El-halil şehirlerine ayırdık. Buraya giderken Türkleri gezdiren bir gruba dahil olduk. O da ne keyifli bir gruptu. Değinmeden geçemem sanırım. 15 kişilik tur sadece akrabalardan oluşuyor. Uyum içeresinde 7 den 70 e akraba topluluğu. Sağ olsun o gün bizleri de kabul ettiler. 

• El halil; Hz. Ibrahim' in , halilul rahmanin şehri... En çok çatışmaların olduğu bölge burası. Kudüs e yaklaşık bir saat uzaklıkta. Aksayi ziyaret ederken bile bu kadar güvenlik noktasından geçmemiştik. En çok çatışmaların yaşandığı nokta burası. Hz. İbrahim , Hz. Yakup , Hz. İshak Hz. Yusuf ve eşlerinin kabri bulunuyor. 
1994 yılında Halil İbrahim Camisinde Siyonist bir işgalci tarafından otomatik silahla acılan ateş sonucunda 30 kişinin şehit yüzlerce kişinin de yaralandığı bir katliam gerçekleşti. 

Bu katliam sonucu cami 9 ay boyunca kapatıldı. Ve açıldığında caminin neredeyse yarısından çoğu sinagog yapılmıştı. Hz. Yusuf'un kabri şuan onlara ait olan kışımın içinde maalesef.

• Eriha; en eski şehir. Lut gölü, hz. Musa makamı gibi ziyaretleri yaptık. Birgün içeresinde hepsi yapılıyor. İlk defa gidecekler için önemli tabi. Ama bir sonraki gidişimizde sadece Kudüs'te kalırım sanırım. Bir de halil cami ziyareti nasip olursa.
Yafa' yi ziyafet edemedik. Orada Osmanlıya ait yapılar var. Dört gün bile Kudüs'e yetemedi. Bir bu kadar daha gelse yetmez sanırım. Tekrar tekrar nasip olur inşallah. 


Detaylar, tavsiyeler ;


  • Gitmeden önce muhakkak buraya ait kitap okuyun ve yanınızda getirin. Bireysel gideceksiniz map size çok lazım olacak internet ayarlarınızı yapın. (Biz, Talha Uğurluel' in Kudüs kitabını okuyup yanımızda getirmiştik. Çok faydalandık.)
  • Biz pegasus indirimleri olduğu zaman kişi başı 150 tl ye aldık.(gidiş-dönüş vergi vs dahil fiyatı )
  •  Otelimizi internetten ayarladık. Ritz otelde kaldık. Bir diğer tercih edilen otel ise natinol otel... 3 gece için çift kişilik fiyat 1000 tl idi. Daha uygun fiyatlar için hostellere de bakılabilir.
  •  Otelde kahvaltı dahildi. Biz gün boyu dışarıda olduğumuz için sandviç yapmıştık çoğu zaman yanımıza. 
  • Genel olarak yemek sıkıntı değil. Humus -falafel i yiyebileceğiniz en güzel yer Abu shukri. Kalabalığa aldanmayın pek de hijyen aramayın ama mutlaka deneyin.
  • Biliyorsunuz Kudüs künefenin de vatani en iyi künefe ve diğer tatlılar için jaffar sweets e gidebilirsiniz. (Google map ile bu adreslerin hepsine ulaşabilirsiniz.
  • Çarşı içerisinde taze meyve suları, kahve -çay, fırından taze ekmekler, kebap, Kudüs hurması hediyelik eşya vb her şeye ulaşabilirsiniz.
  •  8-11 şubat-2018 tarihleri için bu fiyatlar.
  • Vizeye bireysel başvuru yaptık. Yeşil pasaport için vize istenmiyor. 
  • Gerekli evrakları hazırlayıp siz ya da bir başkası sizin adınıza konsolosluğa bırakıyor. Size bir kağıt veriyorlar o kağıtla yine almaya geliyorsunuz pasaportunuzu. 
  • Havaalanında herhangi bir sıkıntı ile karşılaşmadık. Gözünüzü korkutan insanlara aldanmayın. 
  •  Şehirler arasında grupsuz bireysel yolculuk yapmak sıkıntılı olabiliyor çoğu zaman. Şehir giriş çıkışlarındaki kontrol noktalarında bazen saatleri bulan denetlemeler olabiliyor. Tur grupları genel de geçişlerde sıkıntı yaşamıyor. 
  •  Aksa ya yardım sadaka vermek isterseniz, cami içerisinde yardım kutusu var. Buradaki sadakalar aksa ve çevresindeki camiler için kullanılıyor.
  • Oradaki kardeşlerinize, çocuklara birer hediye vermek başka bir duygu. Gitmeden ufak tefek hediyeler alabilir , burada yüzlerde güzel tebessümler bırakabilirsiniz.
  • Ziyaret ettiğimiz mekanların çoğu makamdır. Kabir ile karıştırılmamalıdır. Hz. Musa, Hz. Yunus, Selman Farisi gibi.
Ez cümle; Kudüs bizimdir. Onu yalnız bırakmayalım .. Her yıl dünyanın her yerinden gelen milyonlarca Yahudi'nin akın ettiği bu mübarek toplara gelen biz Müslümanların sayısı o kadar az ki. 

Ziyarete gidip, döndüklerinde "havaalanında bizi saatlerce beklettiler.. Bavulumuzu boşalttılar. Gitmeyin kardeşim" diyenler .. Hacdan dönen ve sadece otelin yemeklerini anlatanlarla aynıdır.. Aldırış etmeyin.

En fazla ne yapabilirler bize. Sadece psikolojik baskı... Aksa' da kıldığınız bir vakit namazdan sonra, sohbet ettiğiniz, eline dokunup sırtını sıvazladığınız her Müslüman kardeşimizden sonra ne kadar geç kaldığımızı anlayacaksınız. 

Sadece dua edebiliyoruz.
Ve oraya gidince, biz yalnız değiliz diyebiliyor kardeşlerimiz başta İsraillilere .. Yalnız bırakmayın üç mescitten birini. 

*Suskunluğun Bedeli bir Mustafa Cihat ezgisidir. Bilenler bilir neyin üzerine yazıldığını. Bilmeyenler açıp izlesin dinlesin. Nasıl güzel bir özet olduğunu anlayacaksınız...


Bir sonraki yazının bu kadar gecikmemesi dileğiyle ;

Allah'a emanet olun.





28 Ağustos 2016 Pazar

Şşş! Kızlar Bağırmaz!

Sosyal medyada çokça paylaşılan bir evlenme teklifi sahnesi vardı... Kız elmayı ısırıyor ve içinden yüzük çıkıyor... Ay ne romantik.. Google amcaya bile sormuşlar "elmanın içinden yüzük çıkan film"...

Bu filmi izledim.. " Şşş! Kızlar Bağırmaz! "

Evet ... Böyle romantik (!) bir sahnesi var. Çok hoş da.. Ama film başka.. Film gerçekler...

Tecavüzcülerin idam edilmesinin gündemde olduğu bu günlerde, çocuk istismarını bir de iran gözüyle izleyin... Tavsiye ettiğim her İran filmi gibi yüreğe oturan cinsten..

Filmi izleyince, elmalı sahne hariç o kadar çok kare kalacak ki aklınızda... 

Bende kalan bir kare de ;



(Şirin'in oyuncağı... Çocukken korkuyla uyandığında, annesinden ninni isterdi.. Ninni ile uyumasına eşlik eden oyuncağı.. Hani hepimizin vardır ya.. Onlardan ya da o.. Şimdi hapiste. Kendisini en büyük suçlu gören annesinin çaresizlik sembolu..)



Filmden birkaç başlık çıkarmak gerekirse;

  • Bir insan düğününe saatler kala neden hiç tanımadığı birini öldürür ki?

  •  Filmde bir Şirin var... Diyor ki; ben yalnız değilim.. Benim gibi yaşayan ölü çok var.

  • Filmde bir avukat var... Diyor ki; Ruhların katilleri neden suçlu değil?

  • Her şeye rağmen aşka karşı duramayanlar..

  • Hayatın meşgalesinde unutulan çocuklar..

  • Suçu birbirlerine yükleyen anne babalar..

  • İtibar ve saygınlıktan yitirilen çocuklar...

  • Ve kısas.









13 Aralık 2015 Pazar

Bajrangi Bhaijan

Yeni bir film....

Bollywooddan vazgeçmiyoruz.

Yazıma gösterdiğiniz ilgiden oldukça memunum. Birçok geri dönüş aldım.

Şu sıralar çok izleyemesem de en son izlediğimi paylaşmak isterim sizlerle...

Bajrangi Bhaijan;

2015 yapımı filmde Selman Khan oynuyor. Ama sessizliği ile onun önüne geçen minik bir yıldız var filmde...

Pakistanlı küçük kız, Hindistan'da kaybolur. Ülkesine geri getirme işi Selman Khan'a düşüyor. Bu iş pek de kolay olmuyor çünkü küçük yıldızımız konuşamıyor..

Hindistan-Pakistan arası yolculuk macera, aksiyon, komedi, drama ile geçiyor. En saf, en doğal, en içten halleri ile gişe rekorları kıran bir film.


İyi insan, doğru insan, dürüst insan olmanın en güzel örnekleri var filmde. Selman Khan'ı çok naif bir rolde görüyoruz.

İzlerken - böyle bir kızım olsun ... Diyeceksiniz gibi geliyor bana öyle tatlı ki Munni kızımız :)

Benim en iyi bollywood listemde ön sıralara yükselmiş bir film. Sizin için de öyle olacak muhtemelen..


İyi seyirler dilerim efendim...









23 Haziran 2015 Salı

Neredeydik.... Alaçatı'da

Merhaba...

Uzun bir ara oldu kabul..

Hayatı çok hızlı yaşıyorum şu sıralar. Kısacık bir zaman dilimine sözler, nişanlar, düğünler sığdırdık.

Blogum da bu yoğunluktan nasibini alamadı. Bir türlü oturup günlüğüme notlar düşemedim..

Bu sırada ertelenmiş bir geziyi de ramazan öncesinde gerçekleştirebildik çok şükür..

Geçtiğimiz yıllarda Cundaya gitmiştim. Tadı damağımda kalmıştı. Üzerine bir de Alaçatı yaparsak Ege tadından yenmez diye düşünüyordum..

Butik bir otel tercihim, her zaman için 5 yıldızlı otellerin önüne geçmiştir. Samimi geliyor bana..

İnternetten epeyce araştırdım. Alaçatı da bir çok otel birbirine benziyor aslında tipik ege evleri gibi düşünebiliriz.

Ama içlerinden birisi daha sıcak gelmişti bana; "Deniz Kabuğu" Otel


Bursa - İzmir arası keyifle süren yolcuğumuzun ardından otelimize ulaştık. Sanki biraz Alaçatı'nın dışı gibi diye iç geçirdim sanki önceden çok gelmişim gibi :) İyi ki de öyleymiş.. Alaçatı'nın yorucu gecelerinden uzakta dinlenebilmek için süper bir tercih. 2 dakika gibi bir mesafe var arada..

Sıcacık bahçesi önce karşıladı bizi. Rüzgarın esintisi uçuşan kapının perdesinden girdik içeri. Eşim işlemleri tamamlarken ben oteli inceliyordum.

Burada gördüğüm her detay, internette gördüğüm fotoğrafların aynısıydı..

Hele odamız.. Bu kadar sade ve huzur veren bir oda. Perdesi, sehpası, dolabı... İyi ki iyi ki diye diye dolaştım etrafta..

Her butik otelde olduğu gibi burada da kahvaltı var 5 çayı ikramı var.. Otelin işletmecilerinden Fatma Hanım yakından ilgilendi bizlerle. 6 odası var otelin herkesle birebir ilgileniyor.. Akrabalarımızı ziyarete gitmişiz gibiydik. Yine gitsem yine aynı otelde kalırım sanırım.

Fatma Hanım sağ olsun etrafta gezilecek neresi varsa bizi bilgilendirdi.

Akşam üstü Alaçatı sokaklarındaydık. Alkolsüz mekan bulmamızın zor olduğunu herkesten dinledik.

Ama tevafuk o gün daha açılışı olan 'Badem Mantı' da yedik yemeğimizi.

Bir diğer yemek tavsiyem "Kumrucu Hikmet".. Görevliye alkol satışı olup olmadığını sorduğumda, yüzüme çaresiz bakıp;

-maalesef hanımefendi... demesini unutamam herhalde :)

"Dondurmacı Veli", "İmren Pastanesi" diğer tavsiyelerim..

Çeşmeye de uğradık aslında ama Alaçatı kadar çekiciliği yok bana göre.


Alaçatı gidecekseniz eğer "Deniz Kabuğu" otelde kalın derim. Alaçatı'nın sokaklarında keyif yapın, antikacılara uğrayın, hediyelik eşya dükkanlarında bir göz gezdirin. Gece otelinize döndüğünüzde bahçede çıplak ayak yürüyerek yorgunluğunuzu atın, sabah kahvaltının tadına varın, Fatma Hanım'ın özenle hazırladığı reçellerden satın alıp dostlarınıza ikram edin..

Not: Nisan-Mayıs ve Eylül-Ekim en ideal zaman diye düşünüyorum..


Sağlıcakla kalın... :)








5 Haziran 2014 Perşembe

İki şiir

İki şiirim var... Tek bir kişiye ait...

Anısı vardır şiirlerin muhakkak. Belki sabah kalktığında, çayını demlerken yazmaya başlamıştır.. Belki de daha da derindir. Ama bir anısı vardır.

Anılara iyi bakmak gerektiğini bilirdim, bunu nasıl yapmak gerektiğini böyle güzel tasvir edemezdim.

Bu şehirden gidip yalnız bırakanlara seslenmek isterdim, sitemimi " bana bu uykusuz şehri neden bıraktın" diye dile getiremezdim..

Her kelimesine hayran bıraktıran 'Haydar Ergülen' in iki şiirini seçtim.

Aşk için önsöz

Beni üzme 
kendini de benimle üzme

sözümüzü üşütme 
fazla açılma benden
çok açılma bana da 
kendine de fazla açılıp da 
içine düşme


geçmişe gül gönder
unutma
anılarda su ister
anılara iyi bak
bana bak
beni tut
bana tutun
beni orda burda
beni şunda bunda
unutma
bak


Sis



İki şehri var gecenin,
biri gözümde
tütüyor, 
birinin dumanı üstünde yağmur
gibi çöken siste, 
bana bu uykusuz 
şehri niye bıraktın, 
göze alamadığım
bir şehrin yerine bütün şehirlerdesin, 
gece değil istediğin hayli karanlık
bakışlı bir şehrin gözleriyle çarpışmak
hevesindesin! 
Gözlerini anlıyorum henüz
bağışlayabileceği gözleriyle çarpışmadı kimsenin;
gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız
göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır,
Ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir, 
öyle acıyor ki gözlerim kim bağışlayacak, 
sis değil, 
uykusuzluk değil,
iki uzak
şehir gibi ayrılıktan kavuşmuyor gözlerim :
Biri hepimizle göz göze gibi hala uykusuz,
biri sis içinde kirpiklerine kadar açık, 
bu sessizliği kim bıraktıysa, 
göremiyorum
konuşkan gözlerinde tek sözcük bile, 
gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin iki şehrinde 

 Kimsenin kimseye gözü değmiyorsa, şiir niye ?


Not: Selçuk Yöntem'in sesini sevenlerdenseniz bir de ondan dinleyebilirsiniz...

6 Mayıs 2014 Salı

Incendies


Şimdi izlediğim bir filmi, hemen, sıcağı sıcağına, etkisi üstümden geçmeden paylaşmak istedim.

Birilerine söylemem gerekiyormuş gibi hissediyorum. İzlemeyen kalmasın.

Incendies.. İçimdeki Yangın - Yüreğimdeki Yangın olarak çevrilmiş Türkçeye.

Aynen de öyle.. Film bitince, ancak böyle bir isim özetleyebilirdi bu filmi dedim..



Kanada'da yaşayan ikiz kardeşlerin anneleri vefat eder. Annelerinin vasiyetini öğrenmek üzere, notere giderler. Vasiyette anneleri, bu zamana kadar hiç bahsetmediği babalarını bulmalarını ister. Böylece kardeşlerin yolu Lübnan'a uzanır. Savaşa uzanır, işkenceye uzanır..

Her filmde bir şeyler tahmin ederiz. Senaryodan az çok anlar, akıl yürütürüz.
Bu filmde böyle bir şey yok. Ezber bozan bir film.

1+1=1 ettiği bir film. (Ne demek istediğimi izleyince anlayacaksınız.)

Her sahne, her bölüm çok kaliteli. Birçok ülkedeki festivalden aldığı ödüllerle de kanıtlıyor kalitesini.

Bir filme dram diyeceksem eğer, bu filmle kıyaslamam gerekecektir herhalde. Öyle bir etkisi var bende.



1+1 sahnesi ve mektubun her kelimesi diyerek filme yönlendiriyorum sizi.

Uyarayım!  Etkisinden uzun süre kurtulamayacağınız, psikolojik çöküntülere de yol açacak bir senaryo.

Tavsiye üzerine izlenmiş ve şimdi tavsiye edilen bir film.


29 Nisan 2014 Salı

Böyle bir hal



Barfi,

Bu müzik geliyor bu günlerde aklıma, mırıldanıyorum, yüzümde gülümseme beliriyor..

Filmi hatırlıyorum, Barfi'nin hallerini falan..

İyiydi, güzeldi..

Böyle bir hal işte..

Main Kya Karoon...

12 Nisan 2014 Cumartesi

İngiliz Dönem Filmleri


Bir sinema kuşağı ile yine karşınızdayım...

Bu seferki dönem filmleri...

İzlediklerimden en güzelleri ile ;

  • Pride and Prejudice (Aşk ve Gurur)
Janu Austen'nin meşhur kitabı 2005'te sinemaya aktarıldı. O zamanlar 20 yaşında olan 'Keira Knightley' güçlü, başına buyruk, kendinden oldukça emin; Elizabeth rolüyle unutulmazlara yazdırıyor adını. Aşkın en büyük düşmanı olan 'Gurur'un prensi ise Darcy...






18. yüzyılın İngiltere'sinde,
5 kızını evlendirmek için damat arayan bir anne,
Birbirinden farklı 5 kız kardeş,
Dönemin kıyafetleri, 
İrlanda'nın muhteşem doğası, 
Ön yargının eriyip aşka dönüşmesi,

Kaç kere izlediğimi ben de hatırlamıyorum aslında. Henüz repliklerini ezbere bilenler grubuna giremediğimi söyleyebilirim :)






  • Becoming Jane (2007)
Filmin adı Türkçe'ye 'Aşkın Kitabı' olarak çevrilmiş.
Aşk ve Gurur'un yazarı Austen, bu filmde, 20li yaşlarda Tom Lefroy ile aralarındaki aşkı anlatıyor. Yani kendisini...


Aynı dönem ve aynı yazara ait olmasından olsa gerek Aşk ve Gurur ile benzer yönleri oldukça fazla. 
Tam bir İngiliz havası var,
Aksanları, 
Ailelerin birbirlerine karşı tutumları,
İngiliz asaleti, 
Dönemde, genç kızların zengin bir eş ile evlenmelerinden başka bir değer ölçütlerinin olmamasının vurgusu...

Bir solukta izleyeceğiniz, yer yer ağlayacağınız, İrlanda-Londra arası , o dönemde olmak isteyeceğiniz, aşkı daha bir saf haliyle bulacağınız bir film.



  • Atonement (Kefaret - 2007) 



Aşk ve Gurur'un başrolu  Keira Knightley ile Aşkın Kitabı'nın başrolu James Mcavoy bu filmde bir araya geliyor.

Yine bir romanın filme uyarlanmasında 2. Dünya Savaşı dönemi işleniyor.
Birbirlerine aşık olan Cecilla ve evin hizmetlisinin oğlu Rabbie..
Bu aşkı uzaktan izleyen Cecilla'nın 13 yaşındaki kız kardeşi, yaşanan aşkı çok farklı bir zemine oturtur.. Şahit olduğu bir olayı çok değişik bir şekilde anlatarak iki aşığın hayatını mahveder.







  • Bright Star (Parlayan Yıldız - 2009)
25 yıllık ömrünü 3 şiir kitabına sığdıran Şair John Keats 'ın komşu kızlara Fanny ile olan aşkı...

Şiirden hiç anlamayan, tasarlayıp diktiği kıyafetler ile gururlanan Fanny, 
Yazdığı şiirlerin değeri bilinmeyen John Keats'in yolları aşkta birleşir..









Şiirlerin yeni ilhamı Fanny'dir.
Hüzün, şiir, muhteşem doğa... 
Hayran kalacağınız bir film daha..

Fanny'nin oyuncluğu.. (Ölüm haberi geldiğindeki oyunculuğu en etkilendiğim sahnelerden..)







  • Jane Eyre (2011)
Küçük yaşta hem öksüz hem de yetim kalan Jane, dayısı ile yaşamaktadır.
Dayısı da ölünce artık Jane, yengesi için tahammülsüz bir hale gelir. Onu yatılı bir okula verirler.


Bir yatılı okulda, İngiliz disiplininde yetişen Jane, öğretmen olarak mezun olur. Mürebbiyelik yaptığı evde çok sevilmesine rağmen olaylar ve gizemler peşini bırakmaz..

Aşkın olduğu tüm İngiliz filmlerinde olduğu gibi hüzün de başrolde. Diğerlerinden farklı olarak acı biraz daha yoğun..





Dönem filmlerini, dizilerini , dönemin kendisini, eskileri seviyorum.

1800lere uzanıyorum.. Çok çok zorlasam 1960lara kadar gelebiliyorum. :)

O zaman dilimine aitmişim gibi geliyor bana.. 

Seviyorum, paylaşıyorum..

Bu filmleri de blogumun arşivine ekleyiverdim. 




İrlanda'dan birkaç kare..

Belki bir gün kendi objektifimden de paylaştığım olur.. Kim bilir..

İyi seyirler efendim.. 

5 Mart 2014 Çarşamba

Gidenlere, Gideceklere, Kalanlara...

Ya geç kalıyorum, ya da geç kaldım.

Bir şeyleri zamanında yapamadığım aşikar.

Zaman yaptıklarımın bazılarına hak verdi, bazılarını yine bana bırak dedi.

Ama bir tuhaflık oluyor ya bazen içinde,

-Söylese miydim?

-Sussam daha iyi sanki,

-En iyisi gitmek,

-Giderken elveda dese miydim?

-Ya da daha fazla...

Hangisi daha iyi hissettirecekse seni, onu yap. Küçük bir ihtimalin varsa onu da kullan.

Bazen keşkeler senin elindedir. Susturduğun ses belki de haklı olandır.

Haklarını yerine teslim et.

Verdiğin kararlar, dönüp baktığından tebessüm ettirsin sana..






Bu da anlık bir tavsiye..

16 Şubat 2014 Pazar

Baylan


Geçtiğimiz senelerde tanıştığım, tarihi bir pastane var karşımızda; Baylan..

Filip Lenas'ın 1919'da Arnavutluk'tan İstanbul'a göç etmesiyle Baylan Pastaneleri'nin hikayesi baslar.. Öncelerde başka şubeleri açılmış olsa da şuan var olan en eski mekanı Kadıköy'de.. 2010 yılında Bebek'te açtıkları şube de ayrıca restaurant olarak hizmete devam etmektedir. (Kadıköy'deki o tarihi tat Bebek'te yok :) )

Taksim'in meşhur İnci Pastanesi gibi bir tadı var... Kullanılan tabaklar bile eskileri anımsatıyor hemen.. Tam benlik :)

Baylan'ı bilenler varsa akıllara hemen "Kup Griye" gelmiştir. :)

Baylan'ın klasiklerinden birisidir; Kup Griye...

Akıllarda kalması sanki biraz zor. "Kupkuru ye" , "Gırgıriye" diye hatırlayan arkadaşlarım vardı :)

Karamel, badem, krokan, dondurma, krem şanti ile servis edilen enfes bir tat... Klasik tatlıların hemen hemen hepsi çok iyi ama. Eğer ilk gidenlerdenseniz ve karamel-krokan severseniz "Kup Griye" yemeden dönmeyin derim :)


 Baylan'ın tarihi



Kup Griye

8 Şubat 2014 Cumartesi

Bollywood


Biraz zor oldu ama bu zamana kadar izlediklerimin birçoğunu bir araya getirdim. :)

Birkaç sene öncesine kadar Hint filmlerini saçma bulan kişilerden biriydim. Ama bizim Türk filmlerinden sonra daha bir sever oldum :)

Hemen hemen hepimiz Hintlililerin meşhur Avare filminin (1951) Awara Hoon şarkısının sadece bu iki kelimesi dahi olsa biliriz :)

Canım sıkıldıkça vakit buldukça uzun da olsa izliyorum. Ortalama 2 saat gibi bir uzunlukta film çekiliyor. Emek oldukça büyük...

Dansları da alay konusuydu :) komik hareketleri olsa da gayet başarılı, onca kişi aynı anda renkli elbiseler ve renkli tozlar arasında :) Konuşurken bile kafaları oynuyor :)

Konuşmaları, tartışmaları, çabucak aşık olmaları :) aşkın peşinden gitmeleri, macera dolu tren yolcukları, çok çeşitli etnik kökenleri ile seviyorum hintlileri :)

Karşınızda tavsiye filmlerim;

  • Slumdog Millionaire (2008)
Milyoner :)) Yazarken bile mutlu oluyorum..
Tamam hepimiz izledik ben de izledim kaç kere. İlk Hint filmim buydu. Sinemada izlemiştim. Sonra yine izledim, baktım TRT yayınlıyor yine izledim. Sonra yine izledim. :)

İzlemeyenler için; Başroldeki Malik, çağrı merkezinde çalışan bir çaycıdır. Milyoner'e katılır. Her soru onu geçmişine götürür. Milyonere tek aşkı için katılmıştır. Latika...

  • My Name is Khan (2010)
Milyonerden sonra izlediğim hint filmi. Shahrukhan'ı gerçekten Asperger hastası sandığım doğrudur. Öyle de muhteşem bir oyunculuğu vardı.

Başöğretmeni annesinin ölümüyle Abd'de yaşayan kardeşinin yanına gider Rızvan Khan .(Khan derken dikkat edin lütfen boğazdan söyleniyor. Eğer söyleyemediyseniz filmde Rızvan size öğretecektir emin olun:) )

Abisinin yanında çalışmaya başlayan Rizvan, Mandira'ya (Kajol) aşık olur ve onunla evlenir. 11 Eylül saldırılarından sonra, Mandira'nın oğlu faşist bir saldırı sonucu ölür. Ve Rızvan'ın asıl hikayesi başlar.

En sevdiklerim : Düğün müziği, evlenme teklifi ettiği sahne, balonlar :)

  • Jab Tak Hai Jaan (2012)
Başrollerinde Shahrukh Khan, Katharine Raif, Anushka Sharma oynuyor. Londra'da başlayan bir aşk hikayesi. Bana çok saçma gelen bir sebepten dolayı başroldeki kız esas oğlandan ayrılmak istiyor. Esas oğlan Samar bu üzüntüyle Hindistan'a geri döner. Artık yaşam onun içinde çok da önemli değildir, bu yüzden mesleği; bomba imha uzmanlığıdır. Samar'ı gözüne kestiren bir belgeselci, onun hikayesinin peşine gider.. Rota yine Londra'ya döner.

Filmin müziklerinden "Challa" en sevdiğim :) "Jiya Re" de güzel :)

  • Rab Ne Bana Di Jodi (2008)
Shahrukh Khan bir diğer filmi: "Bu Çifti Rab Birleştirdi".
Bu filmde kendisini iki farklı rolde görüyoruz. Taani rolüyle Anushka Sharma ona eşlik ediyor. Anushka Sharma'nın ilk sinema filmi.
Taani, düğün günü eşini kaybeder. Aşka inancı kalmayan Taani, sıradan memur olan Surinder ile evlenir. Surinder, Taani'ye aşıktır, Taani ise Surinder'i farketmez bile. Shahrukh Khan'ın canlandırdığı diğer karakter Raj ise, Taani'yi yeniden aşka inandırır.

Filmde bollywood'un ünlü isimlerini konuk olarak göreceğiz.
En sevdiğim sahne; Motorbisiklet ile diğer dans grubuyla kapıştıkları sahne :) Partner diye seslenmesi :)
Bu filmdeki favori şarkım ise;  Tujh Mein Rab Dikhta Hai..

  • Veer & Zaara (2004)
Shahrukh Khan ve Prety Zinta başrol olduğu filmde acı bir aşk hikayesi, hasret, umut ve bekleyiş var. Birinin Pakistanlı diğerinin Hindistanlı olduğu aşkta, 22 yıl haksız yere hapis yatan Veer bekleyen bir Zaara var.

Prety Zint'yı farklı bir rolde izlemek isterseniz 2013 yapımlı Iskhq in Paris filmine de bakabilirsiniz.

  • Chennai Express (2013)
Shahrukh Khan ve Deepika Padukone.. Öncelikle itiraf etmeliyim ki Deepika Padukone'nin oyunculuğunu çok beğeniyorum. Gözleriyle duyguları çok net verebiliyor. Bu filmde güzelliğiyle çapkın Rameshwaram'ın dikkatini hemen çekiyor. Hindistan'da meşhur tren yolculuğu peşinde aşk ve aksiyonu da beraber getiriyor.

  • Black (2005)
Ülkemizde "Benim Hayatım" olarak çevrilen filmin orginali. Amitabh Bachchan ve Rani Mukherji başrollerde. Bollywood'un yaşayan en dev oyuncusu sanırım Amitabh Bachchan.. Filmlerini izledikten sonra hak vereceksiniz bana. Hele bu filmde, herkesin oyunculuğu muhteşem.. Yanlış hatırlamıyorsam bu filmin 3 dalda da oscarı vardı. 

Hem sağır-dilsiz hem de görme engelli olan Michael'in 8 yaşında tanıştığı öğretmeniyle hayata nasıl sıkı tutunduğu anlatılıyor filmde.

  • Band Baja Baraat (2010)
Eğlenceli bir hint filmi. Ranveer Singh ve Anushka Sharma başrollerde. Bir düğünde karşılan ikilinin yolları filmin devamında yine kesişir. Hayali bir düğün organizasyon şirketi kurmak olan Shurti, Bitto'ya bu hayalinden bahseder, Bittoo, bu fikrine ve işini ortak olmak ister. İkili ortak olur ama bir şartla; birbirlerine aşık olmayacaklardır. Hint düğünleri hakkında da epey bilginiz olacak bu filmde. Severek izlediğim filmlerden. Dansları ve her şarkısı çok başarılı. Ranveer Singh ise bence Bollywood'un en iyi dans eden aktörü.. Zira her erkeğe yakışmıyor :)

İkilinin oynadığı bir diğer film Ladies vs. Ricky  Bahl, ilki kadar başarılı olmasa da izlenmeye değer bir film.

  • Ghajini (2008)
Aamir Khan.. Acı fışkıran bir film. Yine filmin ortasında, "ya ne güzel başlamıştı, nereden geldik buraya" dedirtiyor insana. Eğer oturup ağlamak istemiyorsanız izlemeyin bu filmi. Hindistan'ın renkli dünyasından ziyade görmek istemediğimiz, o karanlık dünyası ve dehşeti Aamir Khan'ın canlandırdığı çok değişik bir karakter ile sunulmuş izleyenlere.

  • Meri Brother Ki Dulhan (2011)
Kardeşimin gelini.. Imran Khan (Aamir Khan'ın yeğeni oluyor aynı zamanda) ve Katrina Kaif başrollerde. Luv ve Kush kardeştirler. Babası büyük oğlu Luv'ın evlenmesini ister. Bu konuda da kardeşi Kush'tan yardım ister. Kush'un abisi için bulduğu gelin adayı Dimple'dır. Ama onunla önceden tanışmıştır. Keyifli bir aşk macerası. Filmdeki favori müziğim ise; Choomantar...

Imran Khan'ın Kareena Kappor ile başrollerini paylaştığı Gori Tere Pyar Mei'ye de bakabilirsiniz.

  • Fanaa (2006)
Aamir Khan ve Kajol... Bu filmin başrolleri ile söyleşisi var onu izleyin derim önce. Sinemaya olan sevgilerini, arkadaşlık duygularını kabartan güzel bir çalışma olmuş..

Film ise... Ahhh.. :) Film içinde film. Kaç tane film birleştirilmiş diye düşünüyor insan. Görme engelli Zooni. Kaç hayat birden yaşayan Rehani.. Tavsiye ettiğim kişilerden "Ah ne yaptın sen Saliha" diye tepkiler aldım :)
Hele müzikleri.. "Mere Haatih Mein" İzleyin, dinleyin..

Filmdeki "Chanda Chamke" çocuklarla birlikte söylemeye çalışın çok komik bir hale giriliyor :)

  • Taare Zameen Par (2007)
Aamir Khan'ın en çok izlenen filmlerinden.. Her çocuk özeldir. Birçok öğretmenin ebeveynlerine tavsiye ettiği bir film olsa gerek.

Öğrenme bozukluğu olan Ishaan'ı ailesi, akrabaları, öğretmenleri tembel olarak yaftalamışlar bir kere. Ishaan'ın yatılı gittiği okulda, onun aslında özel bir çocuk olduğunu keşfedecek olan Resim öğretmeni vardır.

  • 3 İdiots (2009)
Bu filmi de izlemeyen yoktur sanırım. Eğer yeni bir bollywood izleyicisi iseniz, bu filmden de başlayabilirsiniz.
Tekrar tekrar izleyeceğiniz bif film.
Taare Zameen Par'in başrolu bu filmde de oyunculuğunu konuşturuyor. Mühendislik okuyan gençler, yarış sisteminin içindedirler. Bu sisteme haklı gerekçeleriyle karşı çıkaran 3 genç, Hindistan'dan başlayıp sisteme ders veriyorlar :) Komedi, zeka biraz da dram sizlerle.

  • Talaash (2012)
Aamir Khan, Kareena Kapoor ve Rani Mukherji'nin başrollerini paylaştığı film. Polis memuru Surjah Singh, Roshini ile evlidir. Oğullarını ölümü ile mutlu aile tablosu gölgelenir. Birbirlerini çok seven çift boşanma eşiğine gelir. Bir Bollywood yıldızının trafik kazasında ölmesi olayın polis memuru Surjah Singh tarafından takibe alınması film değişik bir boyuta taşır.

  • Barfi (2012)
En sevdiğimden... Barfi .. Aşkın dile ihtiyacı yokmuş.

Barfi rolüyle Ranbir Kapoor var karşımızda. Ama ne oyunculuk.. Priyanka Chopra'nın ise ondan aşağı kalır yanı yok. 

Barfi sağır ve dilsizdir. Öyle yaramaz deli doludur ki, başı beladan kurtulmaz. Bir gün Shurti'yi görür ve aşık olur. Shurti'nin ailesi kızının sağır ve dilsiz birisiyle evlenmesine razı değildir. Barfi ve Shurti'nin yolları ayrılır. Yıllar sonra tekrar kesiştiğinde ise artık çok geçtir. Barfi'nin gönlünde başkası vardır. İki defa aşık olunur mu? Sadakat nedir? Merhamet nedir? Barfi mı normal yoksa biz mi anormaliz? Soruları gidip geliyor akıllara.

En sevdiklerimden; Barfi'nin kıyafetleri ve bisikleti. Main Kya Karoon şarkısı ise çok mu çok güzel :)
Çok gülüp çok ağlamalık bir film. Sonunda iyi ki izlemişim birkaç tane daha var mı diyeceğimiz türden.

  • Anjaana Anjani (2010)
İki yabancı, hayatlarında en çok sevdiği şeyi kaybetmiştir. Aakash (Ranbir Kapoor) ve Kiara (Priyanka Chopra) bir köprüde intihar ederken karşılaşırlar. İntihar edemeden tekrar yolları kesişir. Defalarca denemelerine rağmen başarılı olamazlar. Ve bir karar alırlar: kendilerine 20 günlük bir süre tanırlar. 31 aralık gecesi aynı köprüde buluşma sözü verirler birbirlerine Bakalım 20 gün içinde ve sonunda ne olacaktır?

Ranbir Kapor'un filmlerine devam etmek, bol müzik ve dans izlemek de istiyorsanız 2008 yapımlı   Bachna Ae Haseeno filmini de izleyebilirsiniz. Şehir şehir gezip, kızları kandıran Raj, gerçek aşkı bulduğunda, kırdığı diğer kalpleri düzeltebilecek midir? :)

  • Bhaag Milkha Bhaag (2013)
Koş Milkha koş...
Hindistan'ın milli atleti Milkha Singh'in gerçek yaşam öyküsünü anlatılıyor filmde. Imdb puanı da oldukça yüksek olan filmi ben de çok beğendim. Milkha Singh'i başarılı aktör Farhan Akhtar canlandırıyor. 
Hindistan ve Pakistan dostluk oyununa gitmek istemeyen Milkha'nın gitmeme sebebi bir tren yolculuğunda masaya yatırılır. Böylece herkes Milkha'nın yaşamını, çocukluğunu, aşkını, askerliğini, sütü ne kadar sevdiğini öğrenir :) 
180 dakika olmasına rağmen keyifle izleyeceğiniz güzel bir film.

  • Loetera (2013)
Ranveer Singh severler için bir film daha. Bu filmde Ranveer, arkeolog olarak çıkıyor karşımıza. Yani ilk zamanlarında biz onu gerçekten arkeolog sanıyoruz. 
Kazı yapmak için gittiği evde, evin kızı Pakhi'ye aşık olur. Film "Son Yaprak" isimli kitaptan alıntı. Filmin sonunda son yaprak düşerken iki aşık acaba ne durumda olacaktır?

  • Oh My God (2012)
Değişik bir konusu var.. Krishna'nın küçük bir dükkanı vardır. Kendisi aynı zamanda ateistir. :) Bu ateistlik başına neler açıyor neler :)

Bir gün deprem ile dükkanı yıkılır. Sigorta şirketi afetten dolayı parayı ödemeyeceğini belirtir. Krishna parayı şirket ödemeyince, Tanrı'ya dava açar. 

Dava olur da, davalılar olmaz mı? Davalılar ise Tanrı'nın yeryüzündeki temsilcileri olan din adamlarıdır. Birçok eleştiriyi de beraberinde getiren filme ilginç senaryosundan dolayı bir göz atın derim. Bakalım Krishna davasını kazanacak mı?

  • Guzaarish (2010)
Hrinthik Roshan'ın bence en güzel filmi. 

Bu filmde ünlü sihirbaz Ethan rolünde. Sihirbaz bir gösterisinde kaza geçirir ve felç kalır. Ona yıllarca bakan Aishwarya rai, aynı zamanda Ethan'a aşıktır.

Ötenazi istiyor Ethan.. Yıllardır bunun için avukatı ve en iyi arkadaşı mücadele ediyor. Bakalım filmin sonunda aşk mı yoksa ötenazi isteği mi son bulacak.?

En sevdiğim ise; Ethan'ın yaşadığı ev ve eşyaları, evin aldığı güneş ışığı, radyo programına katılanları dinlerken yüzünde gözlerinde beliren acı.

Mendillerinizi hazırlayıp izlemeye başlayınız.

Hrinthik Roshan'ın 2012'de çekilen Agneepath (Azap yolu) filmini de izlemiştim. Çok beğendiğim söylenemez. Eğer izlemek isterseniz bir göz atın derim. Siz de farklı duygular uyandırabilir.

  • Life Of Pi (2012)
Adından çokça söz ettiren Pi'nin yaşamı.. 

Pi'nin ailesi Hindistan'da hayvanat bahçesi işletmektedir. Yaşadığı ülkeden Kanada'ya göç etmek için ailesi ile yola koyulurlar. Her canlının da yer aldığı gemi maalesef batar. Bir sandal ile kurtulmayı başaran Pi yalnız değildir. Yol arkadaşları: sırtlan, kırk bacaklı bir zebra, orangutan ve bir Bengal Kaplanıdır. Pi bu sandalda günlerce yaşar. Ama nasıl?

Ve buradan nasıl kurtulacaktır? 
Kurtulursa bu yaşananları nasıl anlatacaktır ve ona kim inanacaktır?

  • Yeh Jawaani Hai Dewani (2013)
Ranbir Kapoor, Aditya Ray Kapoor, Deepika Padukone'nin başrollerini paylaştığı bol eğlenceli bir film.
Aynı koleji birlikte okuyan 4 arkadaş, bir geziye çıkarlar. Bu gezi oldukça heyecanlı, bol maceralı ve aşklı. :)
Birbirlerine aşık olan Naini ve Bunny'nin yolları ayrılmıştır. Herkes kendi hayallerinin peşinden gider. Ama bu dörtlüden birisi evlenir ve düğün yıllar sonra herkesi birleştirir.
Müziğim: Balam Pcihkari

Ranbir Kapoor'un 2013 e ait bir başka filmi daha var Besharam onu da izleyebilirsiniz. 

  • Bodyguard (2011)
Selman Khan ve 3 İdots bayan başrolü Kareena Kapoor. Filmin Bodyguard'ı, Selman Khan'dır. Kareena Kapoor'un babasına olan vefa borcundan dolayı kızına bodyguardlık yapar. İlk zamanlar bodyguardyla alay eden genç kız zamanla ona aşık olur. Ama canını emanet ettiği kızına aşık olmanın yasak olduğunu bilir herkes. 

Bodyguardı telefondan işleten Kareena, ona gerçeği söylemez. 
Ama bir günlükte tüm gerçekler yazılıdır.

En güzelinden şarkım " Teri Meri Prem Kahani" :)

  • Heroine (2012)
Hindistan'ın en ünlü sinema oyuncusu olan Mahi (Kareena Kapor)'nin hayatı. Hırs, para, şöhret.. Bu üçlü içinde Mahi'nin hayatı nasıl tepetaklak oluyor izleyelim.

  • I Am Kalam (2010)
Ben Kalam :) 

Başrol oyuncumuz Chhottu.. Ailesi onu çalışıp para kazanması için yol kenarında küçük bir lokantası olan Bhati'ye teslim eder. 12 yaşındaki bu zeki çocuk aslında okumak ister.
Chhottu, Hindistan'nın eski başkanı Kalam'ın yaşamından esinlenerek adını Kalam olarak değiştirir. Oldukça zeki olan Kalam'ı, kendisi gibi çırak olan Laptan çok kıskanır. Aralarında geçen diyaloglar güldüren sahnelerden.

Çalıştığı yere yakın bir sarayda Kalam kendine arkadaş bulur. Hatta onun ödevlerini yapar. Ama zaman yanlış anlaşılmalara gebedir. 

Kalam'ın serüveni oldukça hoş. Ve kısa olan hint filmlerinden. Ailece izleyebileceğiniz güzel bir film.

  • Dil Chahta Hai (2001)
Bollywood'un en iyilerinin birleştiği bir diğer film. Aamir Khan, Priety Zinta, Saif Ali Khan, Akshaye Khanna.. Karakterleri birbirlerinden farklı üç yakın arkadaş. Filmde aşk mı dostluk mu ön planda ona siz izleyince karar verirsiniz. Benim fikrim; dostluk.. :)
Aklımda kalan replik, en ukala arkadaşın diğer arkadaşı ile telefondaki konuşmasından: "Mükemmelken ilerlemek zor oluyor."

  • Kurbaan (2009)
Gerçek hayatta evli olan Saif Ali Khan ve Kareena Kapoor çiftinin başrollerini paylaştığı bir film. Üniversitede hoca olan Kareena ve Saif Ali birbirlerine aşık olurlar. Delhi'den New York'a taşınan çiftlerin hayatı değişir. Aslında Saif Ali'nin hayatı değişmiyor. O amaçlarına ulaşıyor. Sözde İslamı amaçlayan bir terör örgütüne bağlıdır.

Sosyal medyada bir zamanlar çokça dönen bir kısa film vardı; "müslüman gencin Amerikalı kıza verdiği müthiş cevap" .. o da bu filmden alıntı bir sahne.
Şarkım ise: Shukran Allah

Bu ikilinin aynı zamanda 2012 yapımlı Agent Vinod filmine de izleyebilirsiniz.

  • Aashiqui 2 (2013)
Aditya Ray Kapor'un başrolünü oynadığı başka filmi var mı emin değilim ama sanırım ilk filmi bu. 
Bu filmde ünlü bir sanatçıyı canlandırıyor. Ama alkol bağımlısı gencin şöhreti zamanla elinden gidiyor. Bu sırada bir barda şarkı söyleyen bir kıza rastlar.. Artık yeni yıldızı odur. 
Filmin kendisinden çok şarkıları beni çok etkiledi. Hepsi birbirinden güzel: Chahu Main Yaa Naa, Sunn Raha Hai..
  • Teri Meri Kahani (2012)
Gençlerin beğendiği aktör: Shahid Kapoor.. 
Bu filmde Priyanka Chopra ile başörülleri paylaşıyor. Üç farklı zamanda (1910, 1960,2012) üç farklı aşığı canlandırıyorlar. Bu yönüyle diğer filmlerden ayrı bir özelliği oluyor haliyle. 

Shaid Kapoor'un diğer izlediğim filmleri: Mausam, Jab We Met, Change Pe Dance, Milenge&Milenge.. Aktörlüğünü pek beğendiğim söylenemez. :)

  • Yakeen (2005)
Biraz eski bir film izlemek istediğimde karşıma çıkan bir filmdi. Gerilimin saçma olduğu bir film diyebilirim. Aşk ve ihtirasın başrolü Priyanka Chopra. Kocası Nikhil (Arjun Rampal)ın bir kazadan kurtulmasıyla gerilim başlıyor. Sırf sonunu merak ettiğim için filmi yarıda sonlandırmadım:)
Belki sizin de dikkatinizi çekebilecek detaylar vardır.

  • English Vingilish (2012)
Keyifle izlediğim bir başka film. İngilizce bilmeyen Shashi (Sridevi) evde eşi ve kızı tarafından çoğu zaman aşağılanmaktadır. Tek sorunu ingilizce bilmemek olan Shashi, kuzenin düğün hazırlıkları için ailesinden önce Abd'ye gidecektir. 3 hafta sonra gelecek ailesine iyi bir ders vermek için herkesten habersiz hızlandırılmış ingilizce kursuna gider :)

  • No One Killed Jessica (2011)
Parttime olarak bir barda çalışan Jessica, geç saatlerde bara gelip sorun çıkaran üç genç tarafından öldürülür. Tetiği çeken, Hindistan'da bakanın oğludur. Bakan tanıdıkları sayesinde oğlunun ceza almamasını ve olayın kapanmasını sağlamaya çalışır. Fakat olayı yakından takip eden muhabir (Rani Mukherjee) davanın seyrini değiştirecektir.

  • Vishwaroompam (2013)
İsmi çok zor bir film daha. Konusu daha zor daha çetrefilli. Filmde Abd'de yaşan hintli bir dans hocası ve ondan sıkılan karısından bahsediliyor. Karısı kocasının peşine dedektif takar ve asıl film başlar. Kocası aslında Hindistan ordusunda görevli bir polistir. Müslüman terör örgütü, talibani el-kaide yaşamını biraz da çocuklar üzerinden anlatıyorlar. Birçok tartışmaya konu olmuş film. Sansürlenerek yayınlandığı da söyleniyor. Her Müslümanın izlerken bilinçli olduğu düşüncesiyle, bir de bu gözle izleyebilirsiniz.

  • Geliyon Ki Raas leela Ram (2013)
En sevdiklerimden başroller:) 
Ranveer Singh ve Deepika Padukone var.. Romeo ve Julietten esinlenerek çekilmiş bir film. 

Yıllardır düşman olan ailerin çocukları Ram ve Leela birbirlerine aşık olurlar. Silahların susmadığı bu iki aileler barışa yaklaşmışken her iki taraftan ölen kardeşlerden sonra artık her şey çok zordur.
Bol renkli, bol danslı bol gözyaşılı filmde müziğim: Tattad Tattad :)

  • Wake Up Sid (2009)
Zengin bir ailede yetişen Sid (Ranbir Kapoor) hayatında kendi başına bir şey başaramamış tembel bir çocuktur.  Üniversite yıllarında tanıştığı Sid'in tam tersi olan Aisha (Konkona Sen Sharma) ise, hayallerine ulaşmaya çalışan, kendi ayakları üzerinde duran güzel bir kızdır. Sid, Aisha ile arkadaş olmak ister ama Aisha sorumsuz bu çocuktan uzak durmayı tercih eder. 

Acaba Sid aşkı için hayatını değiştirip bir şeyler başarabilecek midir? :)





İşte izlediğim filmlerden aklımda kalanları özetlemeye çalıştım.

Bakalım siz de tavsiye edip, müziklerini müzik çalarınıza yükleyenlerden mi olacaksınız :)

Ya da bir trene binip Hindistan'ı keşfetmek mi isteyeceksiniz :) Şahsen aklıma gelmiyor da değil bu. Ama o kadar güvenli değil maalesef. Belki bir gün kim bilir.. :)

Hatırladıklarım ve izleyeceklerimle Bollywood 2'de buluşmak üzere. :)

İyi seyirler.. :)

Not: Dublaj değil alt yazı ile izleyelim filmleri.. :)

5 Şubat 2014 Çarşamba

Saiyaara


Aslında bir şarkıyı tavsiye edecektim. Ama şarkı bir filmden alıntı. Filme değinmemek olmaz, e hint filmiyse eğer Bollywood'a değinmemek olmaz. :)

Bir sürü Hint Filmi izlemişken bu şarkıyı tavsiye etmem diğerlerine haksızlık olacak ama;

Şarkım "Ek Tha Tiger" filminde yer alan "Saiyaara" şarkısı :)

Filme biraz değinmek gerekirse;

Pakistanlı ve Hindistanlı iki ajan arasında geçen bol aksiyonlu bir film. Ama Hintliler aksiyon yapar da aşkı da içine koymazlar mı :) Hele bir de düşman iki ülke ve iki ajan arasındaysa... Filmin bir başka özelliği de İstanbul ve Mardin'de yer alan sahneleri. Hint filmleri süresinin uzunluğu ile de meşhurdur, ondan mıdır bilinmez, Türkiye'deki sahnelere geniş yer verilmiş. Ayrıca Küba ve İrlanda da filmin çekimlerinin yapıldığı diğer ülkeler arasında. 

Filmi izleyeli epey zaman oldu. Diğer detayları pek hatırlamasam da şarkılarını dinliyorum. Saiyaara dışında filmde oldukça beğeni toplayan Maşaallah şarkısını da tavsiye ederim. Filmin İmdb başarası istenilen ölçüde olmadığı aşikar.Müziğini filminden önce fark ettiğim, sonrasında da konusunu merak ettiğim filmlerin arasında yer alıyor Ek Tha Tiger...

İzlediğim Hint filmlerini bir gün toparlayıp, blogumda yerini almasını umut ediyorum :)

İyi seyirler. 





15 Ocak 2014 Çarşamba

Böyle bir hal


Benim gibi arap müziklerini seviyorsanız, bir de suudlu bu gençten ( Alaa Wardi ) dinleyin bakalım..

Youtube'de meşhur oldu ama şimdi taklitleri bile çıktı.. Ünü aldı başını gitti. :)

Amr Diab'ın meşhurlarından iki tanesini çok güzel değişik bir hal ile seslendirmişler... Gençler bu işe cover diyorlar :)

Arapça, Hintçe, İngilizce coverlayıp duruyor :)



Amr Diab - Wa7ashteny




Amr Diab - Osad Einy