Trabzon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Trabzon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Temmuz 2014 Pazartesi

Böyle bir an

Her köşesinde binler yaşanmışlığın olduğu yer..
Memlektim diyeceğim ama çok mu eğreti durdu bende..
Ben değil ama annemler babamlar yaşamış ya, ucundan bucağından birşeyler dokunuyor bana buradan...

Son günlerde anneme çokça teklif ettiğim yerdeyim..
Eski köy evimizi biraz onarıp, yaz kış sobanın yandığı, en yakın bakkalın 5 km uzakta olduğu, bahçesine ekip biçtiğimiz sebze meyveyi yediğimiz, yatsıdan sonra herkesin uykuya daldığı, gündüzleri  kitap okuyarak geçireceğimiz bir hayat...

Hayal gibi geliyor ama şuan tam da o vaziyetteyim..

Bloguma önceden yazdığım bir yazıyı eklemedim hiç, hep oturduğum anda yazıp yayınladığım yazılarla dolu.. Ama şuan burada internet yok, telefonu elimize alıp köşe köşe gezip bulmaya çalışıyorum bazen.. Sonra da vazgeçip anı yaşıyorum..

Birbiri ardına sıralı dağlar arasından yaklaşan dumanlara bakıyorum.. Dumanların hafifçe dağılmasıyla beliren köylere...

Navigasyon ile bulanamayacak bir yerdeyim...  Köylerimiz daha da aşağıda aslında, buradan yukarı ev olmaz desek de daha da yukarıdayım.. Yayla ile köyler arasında.. Sesimin yankı yankı uzadığı topraklarda..

İlkokulda çizdiğimiz o klasik resim burada sanki; iki katlı ev, yanından dere akıyor, dağların arasından güneş yüzünü az gösteriyor.. Buna bir de bol yeşillik, ekili çaylar, mısırlar, fındık bahçeleri ekleyelim... Beline keşan bağlamış, sırtına sepeti çokça doldurmuş bir kadın yapalım, yüzüne yaşanmışlıkların çizgilerini eklesek " ey kizum sen neredensun" dediğini düşünsek, biraz yaklaşmış olursunuz bana.. Henüz, olduğumuz yerdeki kokuyu veren bir teknoloji yok.. O olmadan eksik tüm fotoğraflar, resimler...

30 Aralık 2013 Pazartesi

Trabzon'dan...


 
Annemle kardeşim Ekim ayında Trabzon'a gittiler. Düğün vardı aslında ve dolayısıyla mutlu bir gündü. Ama memlekete gidince her zaman hüzün ağır basar. Havası bile insanı hüzne sokmaya yetiyor. Bir de üzerine hatıralar eklenince.
 
Kardeşimin Trabzon - Dernekpazarı fotoğraflarında birkaç kare paylaşacağım sizlerle.
 
 
 
Çalışanlar köyü eski adıyla Kalanas.. Annemin köyü. Resmin en altında sağdaki tahta eski ev annemlerin evi. Şuan yaşayan yok içinde hatıralardan başka.




Trabzon merkezde bir çarşıdan...
 
 
 
Kambo. Yeni adını bilmiyorum:) Belki de yoktur. Teyzemin yeni evinden çekilmiş. Kambo diğer köylere göre çok yukarıda kalıyor. Ama manzarası yeşilliği havası hemen fark ediliyor.
 



Taşçılar.. Eski adıyla Zamano.. Burası da babamın köyünden bir kare. Patika bir yol.

 
İlk bakışta anlaşılması çok zor bir resim. Oradaki tahta bir musalla taşı aslında.. Bizim köylerde hemen hemen her aile cenazelerini bahçelerine defneder. Bu musalla taşında en son teyzemin cenazesini hatırlıyorum.. Çalışanlar köyü burası karşısı da ormancık köyü eski adıyla maqdanos...
 
Gördüğümüz klasik Trabzon fotoğraflarından farklı kareler oldu sanırım... Bunun için kardeşim Esra Karaca'ya teşekkür ederim. 

16 Şubat 2011 Çarşamba

Memleket

             Aslen Trabzonlu olduğum bir dakika içinde belli oluyor. Gerek konuşmalarım, gerekse mizacım ele veriyor. Bundan dolayı rahatsız değilim elbette. Yöresel farklılıklar bir gerçek. Herkeste olmasa bile çoğu insanlar memleketlerinden izler taşır. Hani derler ya karadenize özgü, doğuya özgü...
            Bugün turist gibi gezdiğimiz memleketleri bir de büyüklerimizden dinlemeyi tavsiye ederim. Her gece annemin karadeniz kanallarını ısrarla açtırmasını, orada gördüğü bir dağ ile dalıp gitmesini, duyduğu soyadları ile tanıdıklarını bağdaştırmalarını, gözlüğünü takıp daha da yakından incelemesine anlam veremiyordum. Sorduğumda "Sen anlamazsun kızum, ne bileceksin" diyordu. Geçtiğimiz sene Trabzon'a gittim. Dedemin evini, babamın evini, annemlerin ot topladıkları yamaçları, yaylalarını gezdim. Ne olduğunu anlayamadığım bir duygu beni de kapladı. Bir hüzün. Annem, babam burada yaşamıştı. Burada doğup büyümüşlerdi.
           Yeşilin her tonunun bulunduğu bu memlekette "sevdaluk" da başkaydı. Bugün yazılan şarkıların, ağıtların bir çoğu, durup düşünülerek değil o anlık duyguların dile vurulması ile ortaya çıktı. Yaylalardan yaylalara söylenen atma türkülerde, karadeniz insanın kıvrak zekasının yanı sıra, duyguların derinlerde yaşanması da büyük bir etkendir. Sanki o zamanlar aşklar daha sağlamdı. Daha bir samimi. Bunu hissettirebiliyorlar bana. İnsan özeniyor böyle aşklara.
            Köylerinden şehirlere göç edenler, şimdilerde doğasını da bozarak oralara evler yapmakta. Bir dönüş söz konusu. Bir şekilde insanlar kopamıyor özünden, ya da artık metropollerin hızından yorulmuş olsa gerek soluğu memleketlerinde alıyorlar.
            Ben dışarıdan bir göz ile yazdım yazımı. Birgün Trabzonlu bir hemşehrimle yaptığım röportajı yayınlarım inşallah.


Dedemin evi. Tabi şimdilerde yaşanılacak bir halı yok ama annemlerin anıları ile dolu bir ev.